Fascicule türkçesi Fascicule nedir

Fascicule ingilizcede ne demek, Fascicule nerede nasıl kullanılır?

Fascicular : Salkımlı. Fasiküler. Fasikül halinde. Bölümler halinde.

Fascicularly : Fasiküller bir şekilde.

Fasciculate : Bölümler halinde. Fasikül halinde. Salkımlı.

Fasciculated : Fasikulat. Fasiküle. Ciltlenmiş. Sarılmış. Fasikülus. Paketlenmiş. Demet şeklinde olan.

Fasciculation : Sarma. Bağlama. Seğirme. Paketleme. Kas seğirmesi. Bir arada ciltleme. Fasikülasyon.

Fasciculus atrioventricularis : Atriyoventriküler demet. Uyarı üretim merkezlerindeki uyarımları kalp kası tellerine ulaştıran demet, his demeti.

Fascia axillaris : Aksillar ak zar. Fasya aksillaris. Mm. pectorales superficiales ile latissimus dorsi'nin yan kenarını birleştiren ak zar, fasya aksillaris.

Fascicles : Cüz. Fasikül. Evrak destesi. Sinir iplikleri demeti. Demet. Salkım. Demetcik.

Fasciculus : Fasikül, demetçik, küçük demet. Fasikulus. Tomar. Bohça. Fassikulus. Paket. Koli.

Fascicle : Salkım. Demetcik. Küçük demet. Sinir iplikleri demeti. Kısım. Fasikül. Kan emen eklem bacaklılarda, deriyi delmeye yarayan ağız kısımlarının bileşimi. demet biçiminde olan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Demet şeklinde olan. Cüz.

İngilizce Fascicule Türkçe anlamı, Fascicule eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Fascicule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clusters : Hevenk. Dizi. Küme. Oğul (arı). Tutam.

Fascicle : Küçük demet. Cüz. Sinir iplikleri demeti. Kısım. Demet şeklinde olan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan emen eklem bacaklılarda, deriyi delmeye yarayan ağız kısımlarının bileşimi. demet biçiminde olan.

Beam : Yere düşey iki dikme arasında, yüksekliği ayarlanabilen dar dayanak yüzeyli tahtadan yapılmış denge ve asılma aracı. Bilgisayar, fizik, kimya, uzay, jimnastik, madencilik, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belli bir doğrultuda giden, ışından daha kalın tanecikler topluluğu. Elektromagnetik ışınımın veya parçacıkların tek yönlü ya da yaklaşık olarak tek yönlü akışı. Belirli bir yönde yol alan ışınım; özellikle ışın demeti ya da elektron demeti. Yayın yapmak. Yayılmak. Gözlerinin içi gülmek. Yüzü sevinçle parlamak.

Collation : Harmanlama. Tanımlama. Derleme. İstihbarat tasnifi. Aperatif. Fişlerde, kitabın cilt, sayfa, yaprak, sütun, resim, harita, boy gibi öğeleriyle ilgili olarak verilen yazılı bilgi. Fiziksel yapı kaydı. Hafif yemek.

Instalment : Atama. Tesisat. Paranın bir bölüğünü, sonradan sayışılmak üzere bir boçrtan ya da kar payından alacaklısına ödeme. Akont. Sayışmanlık. Kurma. Yerleştirme. Taksitlendirme. Kısım.

Bunch of grapes : Üzüm salkımı.

Collations : Karşılaştırma. Aperatif. Tanımlama. Mirasta iade. İstihbarat tasnifi. Derleme. Harmanlama. Hafif yemek.

Grape : Üzüm tanesi. Peşrev. Asma. Üzüm. Atın diz içindeki yara. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve pek çok kültür çeşidi ile temsil edilen, tırmanıcı gövdeli, çalı formundaki bitkiler. Sığır veremi. Misket.

 

Bunches : İki örgü (saç). Deste. Takım. Grup. Hevenk. Çete.

Fascicule synonyms : burdle, aments, bunch, cluster, bundle, bundles, installment, faggot, catkins, corymb, grapeshot, corymbs, fascicles, catkin, bouquet, bouquets, booklets, faggots, ament.

Fascicule ingilizce tanımı, definition of Fascicule

Fascicule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a fascicule of fibers, hairs, or spines. A fascicle. A small bunch or bundle.