Fascinating türkçesi Fascinating nedir

Fascinating ile ilgili cümleler

English: He met many fascinating people in the course of his travels.
Turkish: O, seyahatleri sırasında çok sayıda etkileyici insanlarla tanıştı.

English: For me, history is a fascinating subject.
Turkish: Benim için, tarih çok etkileyici bir konu.

English: It was a fascinating story.
Turkish: Büyüleyici bir hikayeydi.

English: It was a fascinating story, and he told it well.
Turkish: O büyüleyici bir hikayeydi ve o onu iyi anlattı.

English: I found it fascinating what you were saying about global warming.
Turkish: Küresel ısınma hakkında söylediklerini etkileyici buldum.

Fascinating ingilizcede ne demek, Fascinating nerede nasıl kullanılır?

Fascinatingly : Cezbedici bir şekilde. Büyüleyici bir şekilde. Büyüleyici bir tarzda. Alımlı bir şekilde. Sürükleyici bir şekilde.

Fascination : Büyüleme. Cazibe. Büyü. Büyük merak. Çekicilik. Büyülenme. Büyüleyicilik. Sihir.

Fascinations : Büyü. Cazibe. Çekicilik. Büyük merak. Büyüleme. Büyüleyicilik. Büyülenme. Sihir.

Fascinate : Hayran bırakmak. Hipnotize etmek. Hayran etmek. Teshir etmek. Merakını çok çekmek. Cezbetmek. İlgisini çok çekmek. Merak etmek. Etkilemek. Büyülemek.

 

Fascinated : Ağzı açık kalmış. Büyülenmiş.

Be fascinated by : Kendini kaptırmak.

Be fascinated : Büyülenmek. Hayran kalmak. Gözleri kamaşmak.

Fascinates : Teshir etmek. Hayran bırakmak. İlgisini çok çekmek. Merakını çok çekmek. Hayran etmek. Merak etmek. Cezbetmek. Büyülemek. Hipnotize etmek. Etkilemek.

Fascinator : Büyüleyici kimse. Büyüleyici şey.

Fascinated him : Onu büyüleyen. Ağzını açık bırakan. Son derece ilgisini çeken. Onu cezbeden.

İngilizce Fascinating Türkçe anlamı, Fascinating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fascinating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Awe inspiring : İnsanı huşu içinde bırakan. Büyük hayranlık uyandıran. Korku veren. Huşu uyandıran.

Allure : Çekmek. Ayartmak. Albeni. Büyülemek. Aklını çelmek. Aklını başından almak. Aklını başından almak (argo terim). Cazibe. Baştan çıkarmak. Cezbetmek.

Enthralment : Kölelik. Kendine bağlama. Büyüleme. Esirlik. Esaret.

Dazzling : Şaşırtıcı. Göz kamaştırıcı. Baş döndürücü. Başdöndüren. Parlak. Baş döndüren.

Affectional : Güçlü bir his ile tanımlayanmış olan. Duyguya hitap eden veya duygu ifade eden. Etkileyen. Sevgi ile ilgili. Duygulu.

Attractive : Cazip. Göz alıcı. Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvete ilişkin. Cazibeli. Alımlı. Havalı. Sempatik. Alımlı çalımlı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Charismatic : Karizmatik. Sempati uyandıran. Büyüleyici bir çekiciliği olan.

Fastmoving : İlginç. Hızlı. Süratli. Akıcı.

Absorbing : Emici. İlgi çekici. İlginç. Emme. İnsanın tüm dikkatini toplayan. Soğurgan. Emilme. Soğurma.

 

Attracting : Cazip.

Fascinating synonyms : spells, spellbinding, glamourous, glamorous, adorable, effectual, entrancing, enchanting, allured, bewitching, un put downable, bonnie, breakdown lorry, effectives, bedazzlement, engrossing, affecting, effective, appealing, devastating, attractants, enthralling, entrancements, riveting, fluent, charming, charismatics, affinitative, glam, effector, fascination, arrestive, interesting.

Fascinating zıt anlamlı kelimeler, Fascinating kelime anlamı

Uninteresting : Cansız. Çekici olmayan. Yavan. İlgi çekmeyen. İlginç olmayan. Meraksız.

Unattractive : Güzel olmayan. Albenisiz. Çekici olmayan. Gösterişsiz. İtici. Çirkin. Cazibesiz. Tipsiz. Sevimsiz. Cazibeli olmayan.