Fielding türkçesi Fielding nedir

  • Cevabı yapıştırmak.
  • Utah eyaletinde şehir.
  • Top atmak (kriket).
  • Sahaya çıkarmak.

Fielding ingilizcede ne demek, Fielding nerede nasıl kullanılır?

Outfielding : İç sahanın dışı. Düşünce alanının dışı. Beyzbol.

Field ambulance : Sahra ambülansı. Savaş alanında yaralı askerleri toplayan askeri ambulans.

Field and track athletics : Bir koşu parkurunda ve bitişik alanlarda gerçekleştirilen rekabetçi spor müsabakaları (ör. koşma, sıçrama, disk atma, vb.).

Field application engineer : Saha mühendisi. Bir iş alanında çalışan ve pratik uygulamalar yapan mühendis (teorik çalışmanın zıttı). Saha uygulama mühendisi. Fae.

Field artillery : Sahra topçusu. Savaş alanında kullanılan ateşli silahlar (bindirilmiş silahlar veya roket lançerleri gibi). Savaş topçusu. Sahra topçu sınıfı. Saha topçusu.

Field builder : Alan oluşturucu. Alan oluşturucusu.

Field coil : Alan bobini. Uyarıcı sargı. Üreteç gövdesi içinde manyetik alanı yaratan durağan sargı. Bobin. İndüktör sargısı. Alan sargısı.

Field block anaesthesia : Yerel infiltrasyon anestezisi sırasında anestezik maddenin kesi yapılacak hat boyunca enjekte edilmesi biçiminde uygulanan anestezi tekniği. Hat blok anestezi.

Field characters : Alan karakterleri.

Field camera : Orta boy alıcı. El alıcısı ile işlik alıcısı arasında yer alan, dışarıda çevirimlerde kullanılan, taşınabilir alıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Fielding Türkçe anlamı, Fielding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fielding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Retorts : Karşılık vermek. Aynen karşılık vermek. Mukabele etmek. Yerleştirmek. İmbikte damıtmak. Sert cevap vermek. Çabuk cevap vermek. İmbik. Sert yanıt vermek.

Field : Arazi. Otlak. Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Alan. Çayır. Oyun alanı. Saha. Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer.

Beryls : Beril.

Annabella : Kadın ismi. Hollywood'da da başarı sağlamış fransız bir film aktrisi. Annabella (1909-1996). Utah'ta (abd) bir kasaba. Bir kadın adı.

Retorted : Çabuk cevap vermek. Aynen karşılık vermek. İmbikte damıtmak. Karşılık vermek. Sert cevap vermek. Yapıştırmak. Mukabele etmek. Yerleştirmek. Sert yanıt vermek.

Antimony : Antimon. Rastık taşı. Antimuan.

Retort : Sert yanıt vermek. Sert cevap vermek. Mukabele etmek. Çabuk cevap vermek. İmbik. Yerleştirmek. İmbikte damıtmak. Karşılık. Sert yanıt.

Fielded : Tarla. Cevaplandırmak. Otlak. Arazi. Çayır. Saha. Alan.

Drapers : Güney dakota eyaletinde yerleşim yeri. Tuhafiyeci. Bezzaz. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Kumaşçı. Döşeme ressamı. Manifaturacı.

 

Riposte : Karşı saldırı. Hazırcevap. Çabuk cevap. Karşılık. Karşılık vermek. Sert cevap vermek. Sert yanıt. Karşıl vuruş (dürtüş). Karşı yarışmacının bir dürtüş, ya da vuruşu gerçekleştirmek amacıyla sayılan vücut bölgesine yönelen savutunu çeldikten sonra, karşılık olarak uygulanan vuruş.

Fielding synonyms : henry fielding, retorting, make a point, bountiful, ephraim, give a sharp reply, enoch, emery, manipulation, rejoins, charleston, answered back, emeries, answer back, dugway, handling, rejoin, charlestons, cornish, draper, rejoined, beryl, rejoining, corinne.

Fielding ingilizce tanımı, definition of Fielding

Fielding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of playing as a fielder.