Figuring türkçesi Figuring nedir

Figuring ile ilgili cümleler

English: I like figuring things out.
Turkish: İşleri halletmeyi seviyorum.

English: I had some trouble figuring out the answer.
Turkish: Cevabı anlamada biraz sorunum vardı.

English: I'm really good at figuring out these kinds of problems.
Turkish: Bu tür sorunları çözmede gerçekten iyiyim.

English: I gave it a try figuring that anything is worth a try. But putting together a program like this is something I'm no match for.
Turkish: Her şeyi denemeye değer diyerek onu da bir deneyeyim dedim. Fakat, böyle bir programın üstesinden gelmek benim boyumu aşan bir mesele çıktı.

English: Americans have to spend hours figuring out their taxes.
Turkish: Amerikalılar vergilerini hesaplamak için saatlerini harcarlar.

Figuring ingilizcede ne demek, Figuring nerede nasıl kullanılır?

Figurings : Farzetme. Biçim verme. Kuramlaştırma. Biçimlendirme. Spekülasyon yapma. Tahminde bulunma. Düşünme. Hesap etme.

Configuring : Yapılandırıyor. Yapılandırmak. Belirli bir konfigürasyondan parçalar düzenlemek. Yapılandırma. Bilgisayar sistemi birleştirmek.

Configuring servers : Ayarlayıcı hizmet birimleri.

Disfiguring : Biçimini bozmak. Çirkinleştirme. Çirkinleştirmek.

 

Disfiguringly : Çirkinleştirerek. Güzelliğini bozacak şekilde. Şeklini bozarak. Biçimsizleştirerek. Güzelliğini yok ederek.

Figurants : Bale dansörü. Önemli rolü olmayan. Figüran.

Figurant : Bale dansörü. Figüran. Önemli rolü olmayan.

Prefiguring : Önceden kavramak. Önceden fikir vermek. Önceden canlandırmak. Delalet etmek.

Transfiguring : Şeklini değiştirmek. Başkalaştırmak. Yüceltmek (din).

Figurante : Bale dansözü. Figüran (dişi).

İngilizce Figuring Türkçe anlamı, Figuring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Figuring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Formalisations : Resmileştirme eylemi. Resmi yapma eylemi (ayrıca formalization). Biçimselleştirme.

Casting up : Toplama.

Theorizing : Kuramlaştırmak. Farzetmek.

Calculation : Maloluş sayışımları. Öngörü. Tahmin. Hesaplama. İşletmede üretim öğelerinin kullanılması sonucu üretim giderlerini ayrı ayrı sayışımlamak ve bu giderleri üretim birimi sayısına bölerek işletmeye maloluş değerlerini saptamak için yapılan sayışmaların tümü. Hesap sonucu. Çıkar hesabı. Düşünüp taşınma. Hesap.

Formalising : Kanuna göre yapmak. Şekil veya tarz vermek. Resmi hale getirme. Modellik yapmak (ayrıca formalize). Şekillendirme. Örneğe göre yapmak. Hukuken geçerli yapmak. Resmi yapmak. Resmiyeti etkilemek.

Formatting : Formatlama. Biçimlendiriliyor. Tasarım. Biçim. Biçimliyor. Biçimlendiriyor. Bir dökümanın konfigürasyonlarının yerleştirilmesi. (bilgisayar) bir hard diski veya disketi okumaya veya yazmaya hazırlama. Biçimleme.

 

Problem solving : Karmaşık bir durumla karşılaşan bireyin, bu durumun üstesinden gelip amaca ulaşabilmesi için göstermesi gereken girişim ve ansal bileştirme yeteneği. Problem çözme. Yeni olay ya da durumlar karşısında var olan ilişkileri ortaya çıkarma, yeni ilişkiler kurma ve güdülen amaca göre belli bir sonuç elde etme işi. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Sorun çözme. Problem çözümü.

Designing : Planlama. Entrikacı. Tasarım yapma. Dizayn etme. Düzenbaz. Becerikli. Tasarımlama. Kurnaz kimse. Hünerli.

Cogitation : Fikir. Düşünce. İyice düşünme. Enine boyuna düşünme. Düşünüp taşınma.

Integral : Bütünleyici. Bütünü oluşturan. Değişken aralıkları ile her aralık ortasındaki işlev değerleri çarpımları toplamının aralıklar küçüldükçe vardığı erey. Tümlev. Tam şey. Önemli. Gerekli. Tam. Tümlevi alınmış olma özelliğinde. Bütün şey.

Figuring synonyms : derived function, conversion, deliberation, estimate, giving shape, consideration, considerations, computation, cerebration, figuration, cerebrations, contemplations, formalisation, efformation, speculation, figurations, differential, come up with, interpolation, the assumption, numeration, computations, first derivative, reckoning, modelling, argument, cogitations, formalization, formation, estimation, presumption, formalizing, idea.