Financial intermediary türkçesi Financial intermediary nedir
- Mali araç.
- Aracı kurum.
- Finansal arabulucu.
- Kendi ya da müşterileri adına sermaye piyasası araçları alıp satan ve sermaye piyasası kurulunca yetkili kılınmış banka ve kurumlar.
- İktisat alanında kullanılır.
- Finansal aracı kurumu.
- Finans piyasasında arabuluculuk yapan kimse.
- Mali aracı.
- Finansal aracı.
- Aracı kuruluş.
Financial intermediary ingilizcede ne demek, Financial intermediary nerede nasıl kullanılır?
Financial : Para ve sayca konularına ilişkin özellikler. Parasal. Akçalı. Transfer mali transfer. Finansal. Mali. İktisadi.
Intermediary : Arada bulunan. Meyancı. Ara. Genellikle üretici ile tüketici arasında etkinlik gösteren ve malın tüketiciye ulaşmasını sağlayan gerçek ya da tüzel kişi. Mütevassıt. Arabulucu. Vasıta. Aracı. Aracılık eden.
Financial account : Sermaye hesabı. Bir ülkedeki yerleşik kişilerin diğer ülkelerdeki yerleşik kişiler ile yapmış oldukları kısa ve uzun dönemli sermaye hareketlerinin yer aldığı ödemeler bilançosu temel hesaplarından biri.
Financial accounting : Finans sayışımı. Mali muhasebe. Finansal muhasebe. Şirket finansal verilerinin dışardaki ajanslar için rapor olarak hazırlanması. Finansal hesaplama.
Financial accounts : Finansal tablolar. Bilanço. Mali tablolar. Mali hesaplar. Kar zarar hesabı.
Financial administration : Mali idare.
İngilizce Financial intermediary Türkçe anlamı, Financial intermediary eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Financial intermediary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.
Factor : Katsayı. Finansör (üretimde). Faktör. etken. Hayvan beslemede, bir vitamin, mineral veya diğer bir besin maddesi veya besin maddesi olmayan, genellikle hayvanın büyümesi veya döl verimi üzerine etkili olan, tanımlanmış veya henüz tanımlanmamış bulunan madde. istatistiksel çalışmalarda, kategorik değişken ve nitel özelliğe sahip değişken, etmen. Birlikte ya da ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, koşullardan her biri. zeka ölçümünde, uygulanan iki ya da daha çok sayıda testten elde edilen sonucu belirleyen ve etkileyen böylece ayrı test puanları arasında bağlılaşma sağlayan varsayımsal özellik, yetenek ya da yetenek öğelerinden biri. Değişken. Eleman. Biyolojik, iklimsel, besinsel vb. olabilen ve bir etki yapan herhangi bir ajan. bir biyokimyasal olayda görev yapan, henüz tamamıyla tanımlanmamış bir madde ya da etken. çoğunlukla tanımlandıktan sonra da kullanılmaya devam edilir ya da ayrıca isimlendirilir. Öğe.
Conduit : Mecra. Kablo borusu. Kanal. Boru. İletme. Yol. Oluk. Nakil boru hattı.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
Financial instrument : Sermaye piyasasında aktif faktörler olarak faaliyet gösteren ekonomik yardımlar. Yazılı bir parasal değere sahip olan ve/veya ödemelerde kullanılan her türlü belge. Finansal araç. Bir ticarethane veya işletmenin kullanabileceği çeşitli şekillerdeki finans elemanları. Finansal enstrüman.
Factors : Katsayı. Öğe. Çarpan. Tambölen. Değişken. Finansör (üretimde). Kalıtımsal özellik taşıyan gen. Etmen. Etken.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Financial intermediary synonyms : a shift in individual demand, abnormal budget receipts, stock broker, a change in individual demand, stockbroker, a shift in supply, a type mutual funds, ability to pay approach, a group shares, ability rent, brokerage house, abnormal budget expenditures, abolition of forced labour convention.

Bu kısımda Financial intermediary kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Financial intermediary ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Financial intermediary anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Financial intermediary ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.