Fog türkçesi Fog nedir
- Sisle kaplamak.
- Karartmak.
- Yeryüzüne oturan ve görüş uzaklığını az ya da çok daraltan bir tür bulut. bk. bulut, pus.
- Buğulanmak.
- Coğrafya, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Donuklaştırmak.
- Sis basmak.
- Sis.
- Sis kaplamak.
- Genellikle çevirimde ya da işlemelikte bir yanlışlıktan, en çok boş filmin alıcıya takılıp çıkarılması sırasında makaraya ışık sızması sonucu filmin ışık almasından ileri gelen ve görüntü üzerinde kendini az ya da çok donuklukla gösteren kusur.
- Su uçuğunun soğuk bir yüzey üzerinde ya da havadaki toz ve üşerler üzerinde ince damlalar halinde yoğuşmasıyla oluşan bulut. bk. uçuk.
- Donuklaşmak.
- Sislemek.
- Buğu.
- Sislenmek.
Fog ile ilgili cümleler
English: As the sun rose, the fog disappeared.
Turkish: Güneş doğarken, sis kayboldu.
English: Ali turned on the car's fog lights.
Turkish: Ali otomobilin sis farlarını açtı.
English: After getting out of the shower, Ali wiped the fog off the mirror and shaved.
Turkish: Ali duştan çıktıktan sonra, aynadaki buharı sildi ve tıraş oldu.
English: A thick fog blanketed the city.
Turkish: Kenti yoğun bir sis kapladı.
English: Ali and Mary held hands as they watched the fog roll in.
Turkish: Ali ve Mary sisin yağışını izlerken el ele tutuştular.
Fog ingilizcede ne demek, Fog nerede nasıl kullanılır?
Fog bank : Yoğun sis tabakası. Sis yığını. Sis bankası.
Fog chamber analyzer : Sis odalı çözümleç. Sis odalı analizör.
Fog effect : Sahne üzerinde sisli hava yanılsamasını sağlayan düzen. bu, ışıklarla desteklenen tül perdeyle elde edilebildiği gibi, sahneye çeşitli yerlerden verilen buharla da sağlanabilir. Sis etmeni. Görüntüde sis görünüşü sağlamak amacıyla çeşitli yollardan yaratılan etki. Sis etkisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Fog fever : Fog fever. Sis humması. Çayır amfizemi.
Fog horn : Sis düdüğü.
Fog lamp : Sis lambası. Sis ışıtacı. Sisli havada daha iyi görüş sağlamak üzere sarı ışık veren ışıtaç. Sis farı.
Rear fog lamp : Arka sis lambası. Geri sis lambası.
Fog up : Sisle kaplanmak. Sis basmak. Buğulanmak. Buğu yapmak.
Fog quenching : Sis sertleştirmesi. Siste sulama. Sisli suverme.
Asphalt fog coat : Asfaltlı karartma örtüsü.
İngilizce Fog Türkçe anlamı, Fog eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fog ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dimming : Bulanmak. Sönükleşmek. Kısma. Bulandırmak. Kararmak. Hafifletme. Karartma.
Reek : Leş gibi kokmak. Pis kokmak. Tütme. Kötü kokmak. Kokmak. Koku sinmek. Tütmek. Kötü koku. Duman çıkarmak.
Mists : Karartı. Duman. Pus.
Blacked out : Bayılmış. Gözleri kararmış. Bayılmak. Geçici olarak hafızasını kaybetmek. Bilgiyi gizlemek. Elektrik kesintisinden dolayı karanlığa gömülmüş. Elektrikler kesilmek. Işıklar gitmek. Sansürlenmiş.
Misting : Buğulanma. Sisli. Buğulamak. Sis basma. Çiselemek.
Deadens : Kesmek. Zayıflatmak. Azaltmak. Katılaştırmak. Duygusuzlaştırmak. Yok etmek. Matlaştırmak. Parlaklığını gidermek. Köreltmek.
Murkiness : Loşluk. Solukluk. Karanlık. Kasvet. Kasvetlilik. Karanlık olma.
Ebb away : Düşmek. Çekilmek. Batmak. Tükenip gitmek. Alçalmak. Yavaş yavaş azalmak.
Murk : Karanlık. Kasvet.
Fog synonyms : pogonip, fogs, blacken, beclouding, ice fog, veiling, bedims, reeking, nebulise, bedimming, fogginess, befogs, tarnish, brume, befogging, steams, blacked, deadened, condensation, dulled, vapour, evaporation, sweat, befog, smoke, nebulize, fug, vapored, dulls, condensations, mist up, become dull, tarnished.
Fog zıt anlamlı kelimeler, Fog kelime anlamı
Show : Fırsat. Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme. Gösterimde olmak. Sergilemek. Bir film üzerindeki resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe yansıtılarak görüntülerin oluşturulması. bu yolla, filmin tümünün ya da bir bölümünün izlenmesinin sağlanması. bir sinemanın belli bir izlencesinin yer aldığı ve belirli bir saatten başlayıp yine belirli bir saatte sona eren çalışması. Görünç. Konu bakımından sıkı bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, tablo ya da skeçlerden kurulu kimi eğlendirici, kimi de alaycı, taşlayıcı özellikte bir gösteri. revü, bir fransız türüdür. İş. Temsil. Gösterilmek.
Fog ingilizce tanımı, definition of Fog
Fog kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To befog. To eat off the fog from. To obscure. To overcast. Watery vapor condensed in the lower part of the atmosphere and disturbing its transparency. It differs from cloud only in being near the ground, and from mist in not approaching so nearly to fine rain. [Bakınız: Cloud]. Aftergrass. To pettifog. To pasture cattle on the fog, or aftergrass, of. To render semiopaque or cloudy, as a negative film, by exposure to stray light, too long an exposure to the developer, etc. To envelop, as with fog. A second growth of grass. To show indistinctly or become indistinct, as the picture on a negative sometimes does in the process of development. To darken. Cloudiness or partial opacity of those parts of a developed film or a photograph which should be clear. To practice in a small or mean way.

Bu kısımda Fog kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fog ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fog anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fog ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.