Folksong türkçesi Folksong nedir

  • Halk müziği.
  • Bir ülke halkının içinden kaynaklanan ve nesilden nesile aktarılan şarkı (genellikle sözlü olarak aktarılan).
  • Türkü.

Folksong ingilizcede ne demek, Folksong nerede nasıl kullanılır?

Folksongs : Halk müziği. Bir ülke halkının içinden kaynaklanan ve nesilden nesile aktarılan şarkı (genellikle sözlü olarak aktarılan). Türkü.

Different strokes for different folks : Dünya farklılıklarla döner. Zevkler ve renkler tartışılmaz. Farklı insanların farklı tercihleri vardır.

Home folks : Yakın akrabalar.

Simple folks : Kendi halinde insanlar.

Folks : Akraba. Halk. Millet.

Folk architecture : Halkın geleneksel yollardan öğrenerek uyguladığı yapıcılık türü. bk. yapıcılık, krş. halk giysisi, halk sanatı, halk el sanatı. Halk yapıcılığı.

Folksy : Halk tipi. Teklifsiz. Köy işi. Geleneksel. Sokulgan. Samimi.

Folksier : Teklifsiz. Samimi. Geleneksel. Sokulgan. Köy işi. Halk tipi.

Folksay : Halkdili. Halk dili.

Folksily : Geleneksel olarak. Samimi bir şekilde. Teklifsiz bir şekilde.

İngilizce Folksong Türkçe anlamı, Folksong eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Folksong ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Popular music : Popüler müzik. Pop müzik. Yazılı hiçbir kuram, kural ve öğretiye dayanmadan, yalnızca işitme yoluyla öğrenilerek kuşaktan kuşağa aktarılan, coğrafyaya bağlı değişkenler dışında toplum çapında bir bütünlük gösteren, ilkel yapıda çalgı ve araçların kullanıldığı geleneksel müzik türü. bk. müzik, değişken, gelenek, halk. krş. halk koşuğu, halk oyunu.

 

Song : Destan. Günlük ve politik konulara ya da aşk, şarap, yaşama sevinci gibi konulara değinen, kabarelerde söylenen şarkı, müzikli oyunlarda tek kişinin söylediği şarkı. örnek: brecht'in yapıtları. Şakıma. Güncel konulara, aşk konularına, yaşama sevincine değinen, kabarelerde söylenen şarkı. epik tiyatroda oyuncuların açıklamalı ezgileri. Parça. Ezgi. Şarkı sözü. Şanson. Şarkı.

Folk : Adet. Bir toplum içinde, ortak gelenek, görenek, davranış ve uygulamalardan oluşan bir kültürel düzende yaşayan insan topluluğu, bk. halk kültürü, halk yaşantısı, halk toplumu, halk katmanı, seçkin kültürü, krş. toplum, köy, boy. Ekinleri ortak olan bireylerin, kümelerin oluşturduğu nüfus. Ahali. İnsanlar. Millet. Aile. Irk. Kavim.

Ballads : Koşuk. Baladlar. Şarkı. Halk şarkısı. Balad. Hikayeli şiir.

Vocal : Rahat konuşan. Ses. Lafını sakınmaz. Sesli. Vokal. Sesli harf. Sedalı. Sözlü. Sesle ilgili. Sesini çıkarmaktan hiç çekinmeyen.

Ballade : Hikayeli şarkı. Halk şarkısı. Bir hikayesi olan duygulu şarkı. Şarkıya adapte edilmiş öyküsel şiir. Balad.

Lay : Şarkı sözü. Tasarlamak. Konum. Hal. Örmek (tuğla). Saldırmak. Kurmak (sofra). Durum. Kaymak. Yüklemek (suç).

Folk music : Folk müziği. Yazılı hiçbir kuram, kural ve öğretiye dayanmadan, yalnızca işitme yoluyla öğrenilerek kuşaktan kuşağa aktarılan, coğrafyaya bağlı değişkenler dışında toplum çapında bir bütünlük gösteren, ilkel yapıda çalgı ve araçların kullanıldığı geleneksel müzik türü. bk. müzik, değişken, gelenek, halk. krş. halk koşuğu, halk oyunu.

 

Lays : Sevişme. Şarkı. Konum. Durum. Şarkı sözü. Mevki. Hal. Yatma.

Blues : Caz. Hapishane kıyafetleri. Bunalım. Blues. Maviler. Efkar. Amerikan zencilerinin hüzünlü aşk şarkısı. Hüzünlü müzik. Mavi. Hüzün.

Folksong synonyms : ethnic music, folk ballad, folk song, ballad, folk songs, fado, folksongs, songs, ballades.