Vocal türkçesi Vocal nedir

  • [#ses Sesli].
  • Sedalı.
  • Vokal.
  • Rahat konuşan.
  • Sesle ilgili.
  • Sözlü.
  • Lafını sakınmaz.
  • Sesli harf.
  • Ses.
  • Sesini çıkarmaktan hiç çekinmeyen.
  • Konuşkan.

Vocal ile ilgili cümleler

English: Research in this area is somewhat equivocal.
Turkish: Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.

English: A small, but vocal minority, disrupted the meeting.
Turkish: Küçük ama sesli bir azınlık, toplantının kesilmesine yol açtı.

English: I like vocal music better than instrumental music.
Turkish: Ben vokal müziği enstrümantal müzikten daha çok severim.

English: Single dads are becoming more and more vocal in the U.S.
Turkish: Bekâr babalar ABD'de gittikçe daha vokal oluyorlar.

Vocal ingilizcede ne demek, Vocal nerede nasıl kullanılır?

Vocal answer : Sesli çağrı karşılama hizmeti. Dışarı bilgi veren elektronik operatör. Mesajların otomatik olarak kaydedilmesi. Sesli cevap.

Vocal chord : Ses telleri.

Vocal chords : Ses telleri. Ses kasları. Larinks içine doğru uzanmış olan ve ses meydana getiren mukoza zarı katlanmaları.

Vocal cord : Ses teli. Vokal kort. Ses kablosu. Boğazda bulunan ve konuşmak için kullanılan tel.

Vocal cordectomy : Ses tellerinin ameliyatla alınması. Vokal kordektomi.

Vocal speech sound : Ses telleri hareket ettirilerek çıkarılan ses. Sözlü konuşma sesi.

 

Vocal effects : Ses efektleri. Farklı ses ilaveleri.

Vocal music : Vokal müzik. Sesli müzik. İnsan sesiyle yapılan müzik. Ses müziği.

Vocal range : Ses mesafesi. Ses aralığı. İnsan sesinin yüksek perdeyle alçak perde arasındaki mesafe.

Vocal cords : Titreşimleri sesi oluşturan, gırtlak mukozasındaki iki adet kıvrım. Ses telleri. Ses şeritleri. Ses kirişleri.

İngilizce Vocal Türkçe anlamı, Vocal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vocal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glibbest : Akıcılık. Akıcı konuşan. Dilli. Cerbezeli. Dil döken. Yarım yamalak. Üstünkörü. Kolayca söylenen. Çevik.

Accompaniment : Eşlik eden şey. Eşlik eden. Eşlik. Refakat. Akompaniman.

Phone : Çınka. Sesbirimcik. Zeng etmek. Telefon. Çınkalamak. Çınka etmek. Selenli sesbirimbirim. Alısün. Hoparlör.

Gabby : Boşboğaz. Geveze. Çenebaz.

Unquiet : Muzdarip. Gürültülü. Sessiz olmayan. Çalkantılı. Meraklı. Rahatsız. Huzursuz. Kargaşalı.

Undiplomatic : Diplomatik olmayan. Dobra. Lafını sakınmayan.

Chirm : Uğultu. Gürültü.

Voiced : Titreşimli. Ciğerlerden gelen havaya ses tellerinin titreşip ton vermesi ile boğumlanan ünsüz türü. türkçede b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, v, y, z ünsüzleri tonlu ünsüzlerdir. karşıtı tonsuz ünsüz’dür. İfade edilmiş. Dile getirilmiş. Tonlu ünsüz. Akortlu. Ötümlü.

Noisier : Daha gürültülü. Patırtılı. Gürültülü. Rahatsız edici. Göze batan. Gürültücü. Yaygaracı.

Blabbermouth : Çok konuşan. Dedikoducu. Boşboğaz. Geveze.

Vocal synonyms : pipes, clatter, acoustic, fiance, vocals, noisy, sonants, gabbiest, spoken, oral examination, chatty, glibber, orals, sounding, phonetic, noise, nuncupatory, shouted, phono, sonic, babblative, fiancees, in words, bigmouthed, loud, fiancee, forthcoming, chattiest, noisiest, accompaniments, clatters, audible, communicative.

 

Vocal zıt anlamlı kelimeler, Vocal kelime anlamı

Instrumental : Enstrümantal. Yararlı. Vasıta durumu eki. Enstrümental. Araçsal. Etkili. Aracı olan. Aletle yapılan. Alet.

Uncommunicative : Konuşkan olmayan. Az konuşan. Ağzı sıkı. Çekingen. Ketum. Az konuşur.

Vocal ingilizce tanımı, definition of Vocal

Vocal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to the voice or speech. Full of voice, or voices. Specifically, a purely vocal element of speech, unmodified except by resonance. Having voice. Endowed with utterance. A tonic. A tonic element. A vowel or a diphthong. A vocal sound. Distinguished from a subvocal, and a nonvocal.