Lays türkçesi Lays nedir

Lays ile ilgili cümleler

English: Akira plays tennis well.
Turkish: Akira güzel tenis oynar.

English: Ali also plays the violin.
Turkish: Ali da keman çalar.

English: Even a black hen lays white eggs.
Turkish: Siyah bir tavuk bile beyaz yumurtalar yumurtlar.

English: She lays the table for breakfast.
Turkish: Kahvaltı için masayı hazırlar.

English: After several delays, the plane finally left.
Turkish: Birkaç ertelemeden sonra, uçak nihayet kalktı.

Lays ingilizcede ne demek, Lays nerede nasıl kullanılır?

Layshaft : Karşıt dingil. Ara mili. Yardımcı şaft. Hız kutusunda ara hız düşürme dişlilerini taşıyan dingil.

Layshaft gear cluster : Anadingil üzerindeki aradişlilerin, dingil ile oluşturduğu bir bütün. Aradişli takımı. Ara mili bloku.

Laystall : Döküntü ve çöplerin atıldığı yer. Süprüntü ve çöplerin atıldığı yer.

Allays : Hafifletmek. Yatıştırmak. Azaltmak. Bastırmak. Gidermek. Dindirmek. Sakinleştirmek.

Are there any delays : Herhangi bir gecikme var mı.

Byplays : Esas faaliyetten ayrı ikinci bir faaliyet (genellikle bir oyun içindeki bir bölüm). Tali plan. Yan hikaye.

Barclays bank : Barclays bankası. İngiltere'deki en büyük bankalardan biri.

 

Belays : Sarıp bağlamak. Bağlamak (halat). Volta etmek (halat). Halat volta etmek. Suga etmek. Bağlamak. Volta etmek.

Barclays unit : Barclays bankası tarafından 1974 yılında oluşturulan sterlin, frank, alman markı ve isviçre frankı’nı eşit oranda içeren sepet para. B birimi.

Fireclays : Ateş kili. Ateştuğlası kili. Şamot çamuru. Şamot toprağı. Ateş toprağı. Şamot. Isıya dayanıklı uzun ömürlü çömlek.

İngilizce Lays Türkçe anlamı, Lays eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lays ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ladle : Kova. Kepçe ile boşaltmak. Kaşık. Kepçe ile vermek. Kepçe ile almak. Pota. Kepçe. Pota (metal). Kepçe ile doldurmak veya boşaltmak. Kepçeyle koymak.

Sit down : Yere inmek. Yerinden kalkma. Koyulmak. Yerine oturmak. İniş yapmak. Oturmak. Oturtmak.

Nestle : Barındırmak. Gömülmek. Bağrına basmak. Daldalanmak. Yerleştirmek. Sığınmak. Gömmek. Yerleşmek. Sokulmak. Birbirine sokulmak.

Niching : Duvardaki hücre. Duvarda oyuk (heykel vb için). Oyuğa koymak. Uygun yere koymak. Hücreye yerleştirmek. Uygun yer. Heykel veya benzeri için oyuk. Hücre. Uygun bir yere yerleştirmek.

Set down : Belirlemek. Burnunu sürtmek. Suçlu durumuna düşürmek. Kaydetmek. İndirmek. Yazmak. Atfetmek. Durup yolcu indirmek. Yolcuları indirmek. Alçaltmak.

Place : Hane. Statü. Basamak. Koymak. Yazdırmak. Yer. Vermek (para). Yerleşim yeri. Mahal. Kim olduğunu çıkarmak.

Lay : Saldırmak. Örmek (tuğla). Yüklemek (suç).

Set : Azimli. Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk. Oturtmak. Sonucu belirtmede birim olan 15 sayılık bölüm. Değişmez. Belirli. Dikkat komutu. Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Kararlı. Belirlenmiş.

 

Exposals : Fotograf. Gözler önüne serme. Yerleştirme. Fesih. Yer. Poz. Bırakma. Kınama. Açma. İptal duyurusu.

Places : Makam. İş. Basamak. Ev. Mahal. Yerleşim yeri. Statü. Hane. Sorumluluk. Sıra.

Lays synonyms : tee up, glycerolise, place upright, place down, asean, mekong river, capital of laos, laotian capital, lao people's democratic republic, prepose, indochinese peninsula, inclinations, mekong, pile, put in, arrange, portfolio, posit, dispose, degree, laotian, settle down, circumstance, niches, introduce, inclination, stand, location of, intersperse, barrel, cock, demeanors, estate.

Lays zıt anlamlı kelimeler, Lays kelime anlamı

Disarrange : Karıştırmak. Düzeni bozmak. Düzenini bozmak. Dağınıklık. Dağıtmak. Bozmak.

Stand : Gitar sehpası. Kalmak. Ayağa kalkmak. Göğüs germek. Katlanmak. Durdurmak. Ismarlamak. Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa. Karşı koymak. Ayakta durmak.

Sit : Sınava girmek. Oturmak. Tünemek. Yola getirmek. Kuluçkaya yatmak. Burnunu sürtmek. Konmak. Tam oturmak. Oturuma katılmak. Kuluçkaya yatmak (tavuk).

Lays antonyms : deglycerolize.