Foods türkçesi Foods nedir

Foods ile ilgili cümleler

English: Americans eat special foods on Thanksgiving.
Turkish: Amerikalılar Şükran gününde özel yemekler yer.

English: High calorie foods are bad for my health.
Turkish: Yüksek kalorili yiyecekler sağlığım için kötüdür.

English: I consider spaghetti to be one of the greatest foods in the world.
Turkish: Ben Spagettinin dünyadaki en muhteşem yiyeceklerden biri olduğunu düşünüyorum.

English: Avoid fried foods for a while.
Turkish: Bir süre kızartılmış yiyeceklerden kaçının.

English: He tried different kinds of foods one after another.
Turkish: Birbiri ardına değişik türde yiyecekler denedi.

Foods ingilizcede ne demek, Foods nerede nasıl kullanılır?

Adulterated foods : Saflığı giderilmiş gıda maddesi. Katışık gıda.

Baby foods : Mama. Bebek maması.

Canned foods : Konserve yiyecekler. Konserve ürünler. Konserve. Konserve mamuller.

Convenience foods : Hazır yemek.

Dehydrated foods : Suyu alınmış gıda maddeleri.

Nitrogenized foods : Azotlu yiyecekler.

Take home foods : Hazır gıda maddeleri.

Natural foods : Doğal besinler. Yapay olarak değiştirilmemiş olan gıda. Doğal besin.

Genetically modified foods : Genetik yapısı değiştirilmiş ya da genetik olarak modifiye edilmiş gıda maddesi. Genetik olarak değiştirilmiş gıda. Genetik olarak değiştirilmiş gıdalar. Genetik değişimli gıda. Genetik olarak değiştirilmiş gıda ham maddesi veya çeşitli bileşenleri içeren gıdalar, god. God.

 

Fatty foods : Yağlı besinler. Yağlı gıda. Yüksek oranda yağ içeren gıda. Yağlı gıdalar. Yağlı yiyecekler.

İngilizce Foods Türkçe anlamı, Foods eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foods ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nourishment : Besleme. Beslenme. Kıyı yenileme veya besleme.

Draws : Cazibe. İlgi çekici şey. Çöküntüler. Çekme. Kura. Berabere biten oyun. Çekim. Ağızdan laf almak için söylenen söz. Çekiş.

Sustenance : Besleme. Rızk. Ayakta tutma. Destek. Güç verme. Maişet. Süreklilik. Besleyici maddeler (bir yiyeceğin içindeki).

Feedstuffs : Hayvan yemi (özellikle çiftlik hayvanları için).

Bosk : Gölgeli. Küçük ağaç ayaklığı (eski kullanım).

Chowing : Kayıntı. Çin köpeği. Siyah renkli bir köpek. Azarlamak. Nevale.

Chow : Çin köpeği. Siyah renkli bir köpek. Nevale. Azarlamak. Kayıntı.

Botany : Bitkibilimi. Biyolojinin bitkilerle ilgilenen kısmı. botanik. Bitki bilimi. Bitkibilim. Botanik. Bitki bilim.

Nutrients : Besin tuzları. Besleyici öğeler. Besinler. Nütrient. Yapı maddesi (biyoloji terimi).

Jungle : Orman. Sık orman. Cangıl. Karışıklık. Hengame. Balta girmemiş orman. Vahşi hayat. Cengel. En tanıtıcı örnekleri hindistan'da, himalayalar eteğinde görülen, çeşitli türde otsu bitki ve ağaçların birbirine karıştığı ve egemen bitkisi bambu olan balta girmemiş orman.

 

Foods synonyms : food product, miraculous food, victual, victuals, second growth, comfort food, old growth, manna, foddering, provisions, nourishments, dining, food, virgin forest, dish, drinkable, aliment, believe, pabulum, foddered, feed, nutrition, grove, chows, feed stuff, rain forest, devours, abrade, soul food, alimentation, decoy, vitellus, rainforest.

Foods zıt anlamlı kelimeler, Foods kelime anlamı

Fauna : Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Doğay. Bölge hayvanlarının tümü. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hayvanların yaşadığı bölge. Direy. Fauna. Hayvanat. Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü.