For a while türkçesi For a while nedir

  • Kısa bir süre için.
  • Bir süre için.
  • Kısa süreliğine.
  • Bir süreliğine.
  • Bir süredir.
  • Bir süre.
  • Kısa bir süre.

For a while ile ilgili cümleler

English: Forget your troubles for a while and come and have dinner with us.
Turkish: Bir süre sorunlarını unut ve bizimle akşam yemeği yemeye gel.

English: His brother has been missing for a while now.
Turkish: Erkek kardeşi bir süredir kayıp.

English: Her brother has been missing for a while now.
Turkish: Onun erkek kardeşi şimdi bir süredir kayıp.

English: Ali told me that he could live off his savings for a while if he lost his job.
Turkish: Ali bana işini kaybetse bile tasarrufları ile bir süre yaşayabileceğini söyledi.

English: Ali spoke to me for a while yesterday.
Turkish: Ali dün bir süre benimle konuştu.

For a while ingilizcede ne demek, For a while nerede nasıl kullanılır?

For : Dolayı. -e elverişli. Namına. Adına. -dir. -e rağmen. -e göre. -e karşı. Uğruna. Bir takımyıldızın adı.

A : Argonun simgesi. Amperin simgesi. Pek iyi. Herhangi bir. Atom ağırlığı. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Miktar belirtir. La (müzik terimi). (herhangi) bir. İngiliz alfabesinin birinci harfi.

While : İrken. Süre. Vakit. -diği halde. Müddet. Rağmen. Bazen. İken. Karşın. Olduğu halde.

 

For a brief moment : Küçük bir zaman periyodu esnasında. Kısa bir an için.

For a certain sum : Belirli bir ücret karşılığı. Eğer belli bir miktar para verilirse.

For a kick off : Başlangıç olarak. Öncelikle. İlk olarak.

For a change : Değişiklik olsun diye. Fark için. Değişimin hatırı için.

For a keepsake : Hatıra olarak.

For a consideration : Para karşılığı.

For a long time : Uzun süreden beri. Uzun müddettir. Uzun bir zaman. Uzun zamandan beri. Çoktandır. Hanidir. Çok uzun zamandır. Epeydir. Uzun zamandır. Çoktan beri.

İngilizce For a while Türkçe anlamı, For a while eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak For a while ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

For some time : Bir müddet.

For a season : Kısa bir zaman. Belirli bir zaman periyodu için. Bir dönem için.

Momentaneous : Kısa süren. Geçici.

For a time : Bir müddet.

Transiently : Kısa süreli. Anlık olarak. Şimdilik. Geçici olarak. Fani bir şekilde. Kısa ömürlü. Anlık. Provisionally.

Awhile : Biraz. Bir müddet.

In small doses : Azar azar. Küçük dozlarda. Düşük dozlarda. Az miktarda.

A little while : Birkaç dakika.

For a while synonyms : a while, for a short time, temporarily.