Forced labour türkçesi Forced labour nedir

  • Cebri çalıştırma.
  • Zorla çalıştırma.
  • Angarya.
  • Zorla çalıştırmak.

Forced labour ingilizcede ne demek, Forced labour nerede nasıl kullanılır?

Forced : Termal. Zoraki. Cebri. Zorlanmış. Zorunlu. Mecburi. Rıza dışı. Mecbur. Basınçlı. Zorlama.

Labour : Çabalamak. Çalışma. Emek harcamak. Doğurma. (gemi) denizde çalkalanmak. ä°şçi partisi'ne ilişkin. İşgücü. İşçi. Çalışmak. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak üzere giriştiği, hem doğal ve toplumsal çevresini, hem de kendi kendisini değiştiren çalışma süreci.

Forced labour convention : Askerlik hizmeti, mahkumların belirli bir denetime göre çalıştırılmaları, savaş, yangın ve deprem gibi olağanüstü durumlar dışında zorla ya da zorunlu çalıştırmanın her tür biçimine son verilmesini öngören ve 1930 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırma sözleşmesi.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

 

Forced air cooling : Basınçlı havayla soğutma.

Forced air quenching : Basınçlı havayla suverme. Basınçlı havayla su verme.

İngilizce Forced labour Türkçe anlamı, Forced labour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Forced labour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drudgery : Tatsız iş. Ağır iş. Ağır. Ağır ve sıkıcı iş.

Busywork : Meşgul görünmek için yapılan iş. Zaman geçirmek için yapılan amaçsız aktivite. Vakit öldürmek için yapılan uğraş.

Donkey work : İşin zor kısmı. Ağır ve zahmetli iş. Zor ve sıkıcı iş. Ağır ve sıkıcı iş. Ayak işi.

Fatigue : Kağşama. Yorgunluk. Bitkinlik. Bir metalin gerilme dayanıklılığı sınırının oldukça altında olan yinelemeli zorlamalarla kendini bırakma eğilimine girmesi. Yorulum. Uzun bir uyartı sonucu bir organın hücrelerinde meydana gelen fizyolojik bir durum. Biyoloji, fizik, madencilik alanlarında kullanılır. Argınlık. Yorgunluk vermek.

Chares : Rutin görev. Geçit. Dar sokak. Günlük iş. Küçük iş. Dar yol.

Chore : Küçük bir iş. Günlük ev işi. Ufak tefek ev işi. Çalmak. Sıkıcı iş. Günlük hafif iş. Ufak gündelik işler. Zevksiz iş. Güç ve tatsız iş. Aşırmak.

Fag : Bitmek. İbne. Didinmek. Uğraşmak. Canı çıkmak. Sigara. Yormak. Yorulmak. Canını çıkarmak.

Drudgeries : Tatsız iş. Ağır iş. Ağır ve sıkıcı iş.

Corvees : Köylünün derebeyine zorunlu hizmeti.

Chare : Geçit. Rutin görev. Günlük iş. Dar sokak. Küçük iş. Dar yol.

Forced labour synonyms : busyworks, angary, forced labor, donkeywork, fatigue duty, corvee, angaries.