Forms türkçesi Forms nedir

Forms ile ilgili cümleler

English: All forms of life have an instinctive urge to survive.
Turkish: Bütün hayvan türleri yaşamak için içgüdüsel dürtüye sahiptir.

English: Have you filled out the forms yet?
Turkish: Henüz formları doldurdun mu?

English: Ignorance gives rise to many forms of prejudice.
Turkish: Cehalet önyargının birçok formlarına yol açmaktadır.

English: Are there stars with other forms of life on them?
Turkish: Onlar üzerinde yaşamın diğer formlarıyla ilgili yıldızlar var mıdır?

English: Ali is filling out the forms now.
Turkish: Ali şimdi forrmları dolduruyor.

Forms ingilizcede ne demek, Forms nerede nasıl kullanılır?

Forms based queries : Form tabanlı sorgulamalar.

Forms of address : Seslenme biçimleri. Seslenmelik. Bir insanı işaret etmek için kullanılan kelimeler.

Forms of erosion : Yerkabuğu üzerinde, oluşum ve varlığı dışgüçlerin biri ya da birkaçının aşındırmasına dayanan biçimlerin tümü. Aşınım biçimleri.

Forms of exemplaries : Çeşitli araçlarla çoğaltılarak satışa sunulan yapıtların boyutları ve dış görünüşleri (5846 sayılı yasaya göre korunmaktadır). Çoğaltılmış sayıların biçimleri.

 

Forms of social consciousness : Toplumsal bilinç biçimleri. İnsanların kılgısal etkinlikleri sırasında çevrelerini anlıklarında yansıtma biçimleri.

Interactivity with forms : Formlar aracılığıyla etkileşim.

All forms : Tüm formlar.

Forms of taxation : Vergilendirme türleri.

Infinite verb forms : Çekimsiz fiil. Fiil kök ve gövdelerinden belirli eklerle türetilen; ancak, şahıs ekleri alarak çekime girmediği için yargı bildirmeyen bitmemiş fiil (lat. verbum infinitum, almanca infinite verbform) niteliğindeki -mak, -ma, -ış/-uş; -an, -acak, -mış/-muş, -(y) ıp/ -(y) up, ve -arak gibi eklerle kurulan ad-fiil, sıfat-fiil ve zarf fiiller. ayrıntı için bunlara bk. Sınırlamasız eylem biçimi.

Find all word forms : Tüm sözcük formlarını bul.

İngilizce Forms Türkçe anlamı, Forms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Forms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Collocated : Yan yana koymak. Eş konumlu. Yan yana yerleştirilmiş. Yan yana yerleştirilen. Sıralamak.

Root : Araştırmak. Kök. Yatık bir kıvrımın ya da örtünün, az çok düşey durumda olan ve yere girer gibi bulunan arka yanı. Kelimelerin bütün yapım ve çekim eklerini çıkardıktan sonra ayrılamayan ve esas (temel) anlamı taşıyan bölümü: ye-, sor-, kış, el(elig), al-, dur-, yol, ver- vb. Tutmak. Burnu ile eşelemek. Kökleşmek. Kök salmak. Biyoloji, hukuk, gramer, jeoloji alanlarında kullanılır. Köken.

Take shape : Biçimlenmek. Teşekkül etmek. Gerçekleşmek. Esas şeklini almak. Oluşmak. Biçimlenmeye başlamak. İşler yoluna girmek.

 

Fitness : Formdalık. Formda olma. Uygunluk. Fitnes. Uygun olma. Sağlık. Zindelik. Yetenek. Bedenen formda olma.

Builds : İnşaatçılık yapmak. Örmek. Toplamak. Kümelenmek. Güvenmek. Bel bağlamak. İnşa etmek. Toplanmak. Yapmak.

Sort : Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Bölümlemek. Cins. Tasnif etmek. Sınıflamak. Kimse. Halletmek. Sıralamak. Ayırmak. Çözümlemek.

Constituting : Teşkil etmek. Seçmek. Atamak. Yürürlüğe koymak.

Colour : Renk duyumu. Maske. Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. renk bir dalga uzunluğudur. örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir. İçyüzü. Renk vermek. Boyamak. Boya. Hareketlilik. Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği. Renklendirmek.

Assembled : Toplanan. Mecmu. Birlikte yapılmış. Toplanmış. Birleşmiş. Toplu. Çatma.

Style : Tavır. Moda. İğne. Bir sinemacının, televizyoncunun kendine özgü anlatım yollarının, kişisel tutum, görüş ve duyuşunun oluşturduğu özellik. Tip. Deyiş. Biçem. Model yaratmak. Ad takmak. İsim takmak.

Forms synonyms : array, entry word, ghost word, art form, the like, citation form, singular form, word form, plural form, root word, give form, embodies, formalizing, radical, collate, theme, shape, stem, chew, jelling, jells, manner, modeled, description, variety, cog, assembly, dress, form, appoints, fashioning, plural, assemble.

Forms zıt anlamlı kelimeler, Forms kelime anlamı

Plural : Cemi. Çoklu. Çoğul.

Singular : Bireysel. Benzersiz. Kişisel. Garip. Tekil sözcük. Müstesna. Eşsiz. Tuhaf. Fevkalade. Münferit.

Antitype : Olacağı önceden ima edilen olay. Olacağı önceden işaret edilen olay.

Forms antonyms : type.