Fouler türkçesi Fouler nedir

  • Bulaştırmak.
  • Çirkin.
  • Karıştırmak.
  • Kirletmek.
  • Kurallara aykırı hareket.
  • Karışmış.
  • Hilebaz.
  • Bozuk.
  • Bindirmek (gemi).
  • Kaba.
  • Pis.
  • Fena.
  • Hilekar.
  • Ağır.
  • Tıkanmış.
  • Faul.
  • Dolaşık.
  • Hain.
  • Kirlenmek.
  • Kurallara aykırı.
  • İğrenç.
  • Kokuşmuş.
  • Pisletmek.

Fouler ingilizcede ne demek, Fouler nerede nasıl kullanılır?

Befouler : Leke düşüren. Pisleten. Kirleten. Lekeleyen.

Foule : (fransızca) insan kalabalığı.

Fouled : Kirlenmek. Faul yapmak. Karıştırmak. Dolaştırmak. Tıkamak. Bindirmek (gemi). Pislenmek. Tıkalı. Kirletmek. Çarpmak (gemi).

Fouled up : İçine edilmiş. Rezil etmek. Karmakarışık olmak. Dolaştırmak. Karıştırmak. Tıkanmak. Kirletmek. Berbat edilmiş. Bozmak. Tıkamak.

Foulest : Bindirmek (gemi). Karışmış. Fena. Hilekar. Bozuk. Hilebaz. Tıkanmış. Pisletmek. Faul. Pis.

Befouled : Kirli. Kirletmek. Pisletmek. Lekelemek.

Foul by holding : Bele sarılmak. Rakip futbolcuya sarılmak suretiyle yapılan faul. Karşı takım oyuncusunun beline sarılıp durdurulması biçimindeki sapkı. bk. sapkı.

Foul language : Küfürlü konuşma. Müstehcen dil. Edepsiz dil. Terbiyesiz dil.

Foul charge : Bir oyuncunun ayaktopu kurallarına aykırı olarak vücudu karşı takım oyuncusunun üzerine abanması. Kuralsız yüklenme.

Foul anchor : Çaprazlı demir.

İngilizce Fouler Türkçe anlamı, Fouler eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Fouler ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Back breaking : Geri kırma. Yorucu. Yıpratıcı.

Cardsharps : İskambilde hileci. Hileci. İskambilde üçkağıtçı. Hilebaz (iskambil).

Bads : Şanssızlık. Zarar. Kötü. Kötü mallar. Batak. Yıkım. Doyumsuzluk varsayımının geçersiz olduğu, diğer bir deyişle daha azı daha çoğundan daha fazla fayda sağlayan, hormonlu et, kirli hava gibi mallar. Kötülük. Aynasız.

Clogged : Dolmak. Tıkanık. Pıhtılaşmak. Tıkalı (yol). Tıkanmak. Engellemek. Tıkalı. Engel olunmuş. Sıkıntı vermek. Tıkamak.

Cheater : Kopya çeken. Kopyacı. Aldatan kimse. Hileci. Aldatan (eş). Sınavlarda kopya yapan ya da kopya yapmayı alışkanlık durumuna getiren öğrenci. Dolandırıcı.

Acutest : Güçlü. İlerlemiş. Akut. Aşırı. Keskin. Sivri. Şiddetli. Açıkgöz. Zeki.

Cardshark : Sahtekar kart oyuncusu. Hile yapan kumarbaz. Yetenekli profesyonel kart oyuncusu.

Bumpiest : Arızalı. Tümsekli. İnişli çıkışlı. Sarsıntılı. Yamru yumru. Engebeli.

Daggy : Modaya uymayan. Modaya uygun olmayan. Sade olmayan. (argo terim) şık olmayan. Dağınık.

Dirtier : Edepsiz. Aşağılık. Müstehcen. Ahlaksız. Daha kirli. Terbiyesiz. Rezil. Kirli. Fırtınalı.

Fouler synonyms : compositive, bespread, dirtied, blent, fouls, adulterates, cut up, begrimes, bally, double hearted, fouled, quondam, cheaters, gnarliest, conmen, bunko, acute, burdensome, fustiest, evil hearted, asper, cardsharping, cock a hoop, corrupted, one time, acutes, eldritch, blur, broken, adulterating, abominable, black hearted, bedaubing.

 

Fouler zıt anlamlı kelimeler, Fouler kelime anlamı

Future : Gelecek. Ati. İleriki. Gelecekte olacak şey. Vadeli. Gelecek zaman kipi. İstikbal. Müstakbel. İlerideki.

Present : Sahnede göstermek. Temsil etmek. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Hediye. Halihazır. Adamla getirtme. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sunmak. Şimdiki zaman. Göstermek.

Latter : Son. Modern. Son söylenilen. Sonuncu. İkisinden sonuncusu. Sonra gelen. Zaman olarak daha sonra meydana gelmiş olan. Sonuncusu. Sonraki. İki şeyden sonuncusu.