Frantic türkçesi Frantic nedir

  • Çıldırmış.
  • Aşırı heyecanlanmış.
  • Öfkeli.
  • Çılgınca.
  • Hummalı.
  • Çılgın.
  • Çılgınca heyecanlanmış.
  • Ümitsiz.
  • Zıvanadan çıkmış.
  • Boşuna.

Frantic ile ilgili cümleler

English: Ali seemed to be frantic.
Turkish: Ali çılgın görünüyordu.

English: Ali is frantic.
Turkish: Ali çılgın.

English: Ali struggled frantically.
Turkish: Ali çılgınca mücadele etti.

English: Ali made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Turkish: Ali hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.

English: Ali is getting frantic.
Turkish: Ali çıldırıyor.

Frantic ingilizcede ne demek, Frantic nerede nasıl kullanılır?

Frantical : Çılgınca.

Frantically : Çılgına dönmüş biçimde. Telaş içinde. Deli gibi. Çılgın bir biçimde. İsterik bir şekilde. Çılgınca.

Fran : Kadın ismi (frances isminin bir şekli). Erkek ismi (francis isminin bir şekli).

Franc : Belçika. Ücretsiz. Ab parasal birliğinden önce fransa, belçika, lüksemburg ve halen frank bölgesi ülkeleri ve isviçre’nin kullandığı ulusal para birimi. krş. frank bölgesi. Frank. Frank (fransa, belçika, isviçre para birimi).

Franc tireur : Akıncı. Çeteci asker. Çeteci.

Frances : Kadın ismi.

Franchisees : Franchising alan. İmtiyaz sahibi olan kimse. Belli bir ödeme karşılığında başka bir üreticinin ürünlerini satmasına markasını kullanmasına izin verilen ufak ölçekli işletme. İmtiyaz sahibi olan. İmtiyaz sahibi. Satış tekeli hakkı alan kimse.

 

France : Fransa.

Franchised : Bayilik almış olan. İmtiyaz sahibi olan. Bayilik almış. Bayilik verilmiş. Şirket ürünleri veya hizmetleri satma yetkisi olan.

Franchise : Dokunulmazlık. İmtiyaz. Melce. Ayrıcalık. Bağışıklık. Hükümetçe tanınan ayrıcalık veya bağışıklık. İmtiyaz (şirketin bayiye tanıdığı). Hak. Berat. Oy hakkı.

İngilizce Frantic Türkçe anlamı, Frantic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frantic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unrestrained : Frenlenmeyen. Denetimsiz. Frenlenmemiş. Zapt edilmemiş. Önü alınmamış. Zaptedilmemiş. Aşırı. Kontrolsüz. Pervasız. Zaptedilmeyen.

Blistering : Haşin. Bunaltıcı derecede sıcak. Aşırı hararetli veya şiddetli. Yoğun. Sert. Şiddetli (eleştiri vb). (sporda) çok hızlı veya güçlü veya etkileyici. Şiddetli. Çok kızgın.

Excited : Hararetli. Uyarık. Heyecanlandırılan. Eksite. Uyarılmış. Telaşlı. Coşkulu. Heyecanlanmış. Heyecanlı.

Fierce : Acımasız. Şiddetli. Ateşli. Çok büyük. Vahşet. Aşırı. Vahşi. Sert. Çok fazla. Azgın.

Exasperated : Gına gelmiş. Usanmış. Kızgın. Tedirgin. Bezmiş. Bıkmış. Endişeli. Darılmış. Bezgin.

Crazier : Aptalca. Aklen dengesiz. Çatlak. Abayı yakmış. Salak. Karmaşık. Mecnun. Derme çatma. Manyak.

Loonier : Deli. Bir tahtası eksik. Kaçık. Zıpır. Bunak. Çatlak.

Enraged : Kızdırılmış. Komalık. Kızgın. Kuduruk. Kızmış. Çileden çıkmış.

 

Brainsick : Deli. Aklen dengesiz. Yarı akıl hastalığı. Dengesiz (kimse). Kaçık. Dengesiz. Beyinsel özürlü. Akli dengesi yerinde olmayan.

Drearing : Kederli. Kasvetli.

Frantic synonyms : bristlier, feverish, delirious, demented, gone, fieriest, angrier, angry, no end, drear, craziest, in vain, corybantic, phrenetic, frenetic, no go, crazy, dreariest, for nothing, gloomiest, ensorceled, he is off his rocker, no dice, grim, drearier, dreary, with fever, dyspeptics, frenzily, insane, hopping mad, despondent, cockamamie.

Frantic zıt anlamlı kelimeler, Frantic kelime anlamı

Tame : Yumuşatmak. Yumuşak başlı. Tatsız. Dize getirmek. Ehli. Sıkıcı. Uysal. İşlemek (toprak). Uysallaştırmak. Evcilleştirmek.

Frantic antonyms : unagitated.

Frantic ingilizce tanımı, definition of Frantic

Frantic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Distracted. Raving. Furious. Mad. Violent. Wild and disorderly.