Freed türkçesi Freed nedir

  • Serbest bırakılmış.
  • Azat edilmiş.
  • Kurtarılmış.

Freed ile ilgili cümleler

English: Ali freed the hostages.
Turkish: Ali rehineleri serbest bıraktı.

English: After the trial, they freed the prisoners.
Turkish: Duruşmadan sonra, onlar mahkumları serbest bıraktı.

English: The old man freed the little fox from the trap.
Turkish: Yaşlı adam küçük tilkiyi tuzaktan kurtardı.

English: Gaziantep was freed from the French occupation in 1921.
Turkish: Gaziantep, 1921'de Fransız işgalinden kurtarıldı.

English: The Thirteenth Amendment freed all Negro slaves.
Turkish: On üçüncü yasa değişikliği tüm zenci köleleri serbest bıraktı.

Freed ingilizcede ne demek, Freed nerede nasıl kullanılır?

Be freed : Serbest bırakılmak. Kurtulmak.

Freedman : Azat edilmiş köle. Azat edilmiş olan köle. Özgürlüğü verilmiş olan köle.

Freedmen : Özgürlüğü verilmiş olan köle. Azat edilmiş olan köle. Azat edilmiş köle.

Freedom : Muafiyet. Açık sözlülük. Bağımsızlık. Onursal üyelik. Özgürlük. Hürriyet. İnsanların doğa ve toplumun nesnel yasalarını bilinçli olarak kullanabilmeleri, böylece toplumsal gelişmeyi amaçlı olarak gerçekleştirebilmeleri, toplumun da, bireyin de gelişimi için zorunlu olan bütün özdeksel ve tinsel ön koşulları yaratabilmeleri durumu. genel olarak ya da belirli bir konuda kısıtlamalardan bağımsız olma. İrade. İhtiyar. Seçme hakkı.

 

Freedom and necessity : İnsanların etkinlikleri ile doğanın ve toplumun nesnel yasaları arasındaki ilişki, bk. özgürlük, zorunluluk. Özgürlük ve zorunluluk.

Freedom of conscience : Vicdan hürriyeti. Bireyin ahlak duygularına veya vicdanına göre hareket etme özgürlüğü.

Freedom of cult : Din özgürlüğü. İnanç özgürlüğü. Dinini seçme özgürlüğü.

Freedom of contract : Tüm taraflara uygun olan sözleşme düzenlenme hakkı. Bağıt bağımsızlığı. Yasalara aykırı olmamak üzere, karşılıklı uygulama kurallarını gösteren sözleşmeler yapılabilmesi. Akit serbestisi. Sözleşme yapma özgürlüğü. Mukavele serbestliği. Sözleşme özgürlüğü. Sözleşme imzalama özgürlüğü. Sözleşme serbestisi.

Freedom fighters : Özgürlük savaşçısı. Özgürlük savaşçıları. Bağımsızlık için savaşan grup (genellikle totaliter rejimden).

Freedom from care : Kaygısızlık.

İngilizce Freed Türkçe anlamı, Freed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Freed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Silage : Yeşillik. Biçilmiş, belirli boyutlara getirilmiş, bir süre pörsütülmüş ve yeterli düzeyde kuru madde içeren yeşil yemlerin, silo içerisine sıkıştırılarak yerleştirilip hava alması engellenecek biçimde üzeri kapatıldıktan sonra doğal laktik asit bakterileri veya yapay olarak asitlerle fermantasyona uğratılmasıyla elde edilen konserve yem. Silaj.

Fish meal : Balık unu. Tüketilmeyen veya işleme fazlası olan balıkların kılçık, pul, deri ve iç organları alındıktan sonra veya bütün olarak kurutulup öğütülmesi sonucu elde edilen, rengi açık sarıdan koyu kahverengine değişen, protein ve esansiyel aminoasitlerle diğer besin maddeleri bakımından zengin olan ve yüksek oranda sindirilebilen bir yem ham maddesi.

 

Emancipated : Eşitlik taraftarı. Özgür. Özgürlüğüne kavuşmuş.

Petfood : Hayvan yemeği.

Decontrolled : Kontrolü kaldırılmış. Denetimi kaldırmak. Kontrolü kaldırmak. Serbest bırakmak.

Released : Affetmek. Yayın izni vermek. Muaf tutmak. Salıvermek. Deklanşöre basmak. Gösterime sokmak. Açığa çıkan. İpoteğini çözmek. Bırakmak.

Blood meal : Kan unu. Kıl, mide içeriği, idrar vb. yabancı maddelerden temiz, taze hayvan kanından normal işlemle elde edilmiş, yüksek protein içeriğine sahip, lizin bakımından zengin, genellikle koyu, siyaha benzer bir renkte ve oldukça suda çözünmez kurutulmuş bir ürün.

Slop : Dökmek. Sulu bir hale getirilmiş yemek artıkları vermek (hayvanlara). Sıçratmak. Dökülmek. Suda yürümek. Çamurlu suda koşmak. Höpürdeterek içmek. Ağzını şapırdatarak yemek. Kazara dökmek (sıvıyı). Döküp saçmak.

Creep feed : Krep yem. Kuzu ve buzağılara süt emme döneminde ek yem olarak verilen, soya küspesi ve mısır ağırlıklı en az % 20 ham protein içeren karma yem.

Cater : Yemek sağlamak. İhtiyacını karşılamak. Yiyecek ve içecek sağlamak. Yemeklerin hazırlanmasını ve servisini üstüne almak. Hitap etmek. Sağlamak. Yiyecek tedarik etmek. Temin etmek. Yiyecek içecek sağlamak.

Freed synonyms : cattle cake, pigwash, pet food, bird feed, pigswill, rechewed food, feed grain, saved, mash, recovered, food, enfranchised, delivered, manumitted, salved, fodder, cud, ply, liberated, supply, birdseed, liberation, slops, swill, ensilage, emancipating, bird food, liberations, rescued, oil cake, salvaged, extricated, unchecked.

Freed zıt anlamlı kelimeler, Freed kelime anlamı

Unfree : Özgürlüğü iptal etmek. Özgür veya serbest olmayan. Tekrar yakalamak.

Dependent : Bağımlı. Bağlı. Bkz.dependant. Asılı. Muhtaç.

Restricted : Kayıtlı. Dar. Yalnızca belirli bir kesimin kullanımına özgü. Sınırlamalı. Belirli bir türküm için. Kısıtlı. Yasak. Sınırlı. Gizli. Zorunlu.

Freed antonyms : bound, confined, restrained, starve, bottlefeed, breastfeed.