Frige türkçesi Frige nedir

Frige ile ilgili cümleler

English: Ali ate part of the ham, and then put the rest into the refrigerator.
Turkish: Ali jambonun bir kısmını yedi, ve sonra geriye kalanını buzdolabına koydu.

English: Ali got two beers out of the refrigerator and handed one to Mary.
Turkish: Ali buzdolabından iki bira çıkardı ve birini Mary'ye uzattı.

English: A refrigerator keeps food fresh for a long time.
Turkish: Bir buzdolabı yiyeceği uzun bir süre taze tutar.

English: A refrigerator keeps meat fresh.
Turkish: Bir buzdolabı eti taze tutar.

English: Ali got up and went to the refrigerator for another beer.
Turkish: Ali ayağa kalktı ve başka bir bira için buzdolabına gitti.

Frige ingilizcede ne demek, Frige nerede nasıl kullanılır?

Autorefrigeration : Otomatik soğutma. Özsoğutum.

Electric refrigerator : Buzdolabı. Elektrikli soğutucu. Elektrikli buzdolabı.

Keep refrigerated : Buzdolabında saklayın. Buzdolabında muhafaza edin. Soğuk muhafaza edin. Buzdolabında tutun. Buzdolabında tutunuz.

Refrigerant : Dondurucu. Soğutma sıvısı. Soğutucu. Soğutucu (madde). Soğutkan. Serinletici. Genleşme ya da buharlaşma arasında ısı emerek çevresinde soğukluk yaratan madde. Soğutucu akışkan. Refriieran.

Refrigerants : Soğutucu. Dondurucu. Soğutucu sprey.

 

Refrigerated store : Soğutuk oda.

Refrigeration compressor : Soğutma amacıyla kullanılan basaç. Soğutma basacı.

Refrigerated truck : Soğutmalı kamyon. Soğuk hava tertibatlı kamyon. Frigorifik kamyon.

Refrigerates : Soğutma. Buzdolabında saklamak. Soğutarak korumak (yiyecek). Soğutmak. Serinletmek. Dondurmak.

Refrigerate : Serinletmek. Soğutmak. Dondurmak. Soğutma. Buzdolabında saklamak. Soğutarak korumak (yiyecek).

İngilizce Frige Türkçe anlamı, Frige eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frige ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frigidaire : Elektrikli soğutucu. Frijider.

Reefer : Esrarlı sigara. Buzdolabı (amerikan ingilizcesi). Camadan düğümü. Camadancı. Soğuk hava gemisi. Kruvaze kalın ceket. Kısa kruvaze ceket. Deniz asteğmeni. Soğuk hava vagonu.

Bound : Sınırlamak. Bağlı. Kuşatmak. Zıplamak. Sınırlarını çizmek. Zıplaya zıplaya gitmek. Kısıtlamak. Sektirmek. Kalgımak. Sıçramak.

Suburbia : Banliyö. Kenar mahallelerde oturanlar. Varoşlar. Kenar mahalleler.

Freezers : Dondurucu. Derin dondurucu. Buzluk.

Fridge : Frijider. Dolap.

Electric refrigerator : Elektrikli buzdolabı. Elektrikli soğutucu.

Freezer : Dondurma makinesi. Derin dondurucu. Soğutucu. Dipfriz. Buzluk. Dondurucu cihaz. Dondurucu. Buzdolabının içindeki buzluk.

Reefers : Camadancı. Esrarlı sigara. Soğuk hava vagonu. Buzdolabı (amerikan ingilizcesi). Deniz asteğmeni. Kısa kruvaze ceket. Soğuk hava gemisi. Kruvaze kalın ceket. Camadan düğümü.

Edge : Keskin kenar. Yavaş yavaş ilerletmek. Film kuşağının iki yanı. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kenardan yavaş yavaş ilerlemek. Kenar çizgisi. Yan yan ilerlemek. İlerletmek. Kuşak izgesi gibi bir girişim ya da kırınım kuşağı çizgi dizgesinin sınır dalga boyu. Kenar yapmak.

Frige synonyms : suburban area, city district, outer boundary, refrigerators, refrigerator, iceboxes, outskirt, periphery, fridges, suburb, boundary, icebox.