Freezers türkçesi Freezers nedir

Freezers ingilizcede ne demek, Freezers nerede nasıl kullanılır?

The freezer is broken : Dondurucu bozuldu.

Deep freezer : Dondurucu. Derin dondurucu.

Freezer : Soğutucu. Buzdolabı. Dondurucu cihaz. Buzdolabının içindeki buzluk. Dipfriz. Dondurucu. Dondurma makinesi. Derin dondurucu. Buzluk.

Freeze column : Sütunu dondur.

Freeze dry : Dondurarak kurutmak (meyve vb.).

Freeze on wages : Ücretlerin dondurulması. Verginlerin dondurulması.

Freeze drying method : Dondurma kurutma metodu. Hücre ve dokuları incelemede kullanılan, dokuların önce dondurulup, sonra yüksek vakum altında, düşük ısıda suyunun alınması. bu işlem sırasında su, alkol ya da diğer bir çözücü madde ile yer değiştirir.

Freeze operations : Bir taşınır değer ya da taşınır değer grubunun fiyat ve/veya işlem miktarının, belirlenen bir süre içerisinde belirli bir değeri aşması durumunda, o taşınır değerlere ilişkin işlemlerin geçici bir süre için durdurulması. İşlem dondurma.

Freeze panes : Parçaları dondur. Yapı pencereleri dondur. Bölmeleri dondur. Parçayı dondur.

Freeze frame : Dondurulmuş görüntü. Sabitleşmiş kare. Görüntü dondurma. Çerçeve dondurma.

İngilizce Freezers Türkçe anlamı, Freezers eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Freezers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ice cave : İçin buz bulunan mağara. Buz tarafından şekillenmiş yeraltı mağarası. Buz ini. Buz mağarası.

Condensing : Donan. Sıvı hale dönüşmek (gaz). Yoğunlaşma. Yoğunlaşmak. Katılaşan. Kondenserli. Donucu (krem vb). Bir yem maddesinin rutubetini uzaklaştırmak suretiyle daha yoğun bir duruma dönüştürme işlemi. Koyulaşmak.

Turn : Geçmek. Devirmek. Etkilemek. Katlamak. Devir. Bir şeyi yapma sırası. Doğrultmak. Nöbet. Sürpriz. Bozulmak.

Ice box : Buz kutusu. Bu dolabı. Soğutucu.

Stop dead : Birden durmak. Birdenbire durmak. Aniden durmak. Aniden bırakmak.

Stand still : Hareketsiz durmak. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak. Kımıldamamak. Hareket etmemek.

Frostiest : Ağarmış. Kırağılı. Buz tutmuş. Donuk. Ayaz. Buzlu. Soğuk (tavır veya cevap vb). Soğuk. Mesafeli.

Cryogenic : Donduran. Çok soğuk. Kriyojenik. Dondurgan. Kriyojene ait veya ilgili (düşük sıcaklıklar yaratan madde). Çok soğuk ile ilgili.

Freeze out : Düşmanca davranarak toplum dışı bırakmak. Donu çözmek.

Settle on : Azmetmek. Uzlaşmak. Karar vermek. Uzlaşmaya varmak.

Freezers synonyms : freeze down, frosty, deep freeze, as cold as ice, reefer, icebox, cryogens, solidify, freezer, frigidaire, refrigerators, deep freezer, deepfrozen, electric refrigerator, icehouses, freezing, change state, iceboxes, refrigerator, cryogen, frostier, frigorific, fridge, fridges, icehouse, ice chest, chilling, glaciate, fixate, frige, deepfreeze, cryo, freezing compartment.

Freezers zıt anlamlı kelimeler, Freezers kelime anlamı

Boil : Fokurdatmak. Galeyana gelmek. Fokurdamak. Haşlamak. Pişirmek. Köpürmek. Kaynama. Kısaltmak. Kaynamak. Pişmek.

Move : Hareket. Oynamak. Kıpırdatmak. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. Kımıldatmak. İlerlemek. Oynatmak. Kıpırdamak. Duygulandırmak. Taşınmak.