Fry türkçesi Fry nedir
- Yavru balık.
- Yağda kızartmak.
- Önemsiz şey.
- [#kızartma Kızartmak].
- Kızartma.
- Kızarmak.
- Larva devresini tamamlamış, ana babaya benzer karakterleri kazanmış ve balıkçık büyüklüğüne kadar olan balık.
- Elektrikli sandalyede idam etmek.
- Çoluk çocuk.
- Yağda kızarmak.
- Kavurmak.
- Kızartılmış yiyecek.
Fry ile ilgili cümleler
English: I saw a video of a man who can fry chicken without using tongs.
Turkish: Maşa kullanmadan tavuk kızartabilen bir adamın videosunu izledim.
English: Step 1. Heat the vegetable oil (0.5L) (any grease or a mixture of oil and grease) in the pot on high heat, add sliced onions (400g), fry until the onions take a yellow color, then add meat (any kind) (1kg).
Turkish: Aşama 1. 0.5 litre bitkisel yağı (herhangi bir içyağı veya yağın ve içyağının bir karışımı) yüksek ateşte çömlekte ısıtın, 400 gram doğranmış soğan ekleyin, soğanlar sarı bir renge ulaşana kadar kızartın, sonra da 1 kilogram et (hangi cins olursa olsun) ekleyin.
English: It was so hot in Australia yesterday that Moustapha managed to fry an egg on a shovel.
Turkish: Dün Avustralya'da hava o kadar sıcaktı ki Mustafa küreğin üstünde bir yumurta kızartmayı başardı.
English: Ali offered Mary a French fry and she took one.
Turkish: Ali Mary'ye bir Fransız kızartma sundu ve o bir tane aldı.
English: Never fry a fish till it's caught.
Turkish: Dereyi görmeden paçayı sıvama.
Fry ingilizcede ne demek, Fry nerede nasıl kullanılır?
Fry pan : Tava.
Fry up : İngiliz usulü kahvaltı.
Deep fry : İçinde bol miktarda yağ olan derin kapta kızartmak. Kızartmak. Fritözde kızartmak. Fritözde pişirmek. Yağda kızartmak.
Fish fry : Yavru balık. Kızarmış balık.
Have other fish to fry : Yapacak daha önemli bir işi olmak. Yapacak daha ilginç şeyleri olmak. Yapacak başka işlerinin olması. Başka bir işi olmak. Yapacak başka işleri olmak. Başka sorunlarının olması. Aklında başka bir şey olmak. Yapacak daha önemli işleri olmak. Yapacak daha iyi kazançlı bir işi olmak. Daha önemli bir işi olmak.
Varian fry : (1908-1967) ıı. dünya savaşı esnasında fransa'da sıkışıp kalan yahudileri abd'ye kaçıran amerikalı. İnsanları nazi zulmünden kurtaran amerikan kurtarma komitesi'nin kurucusu.
Fryer : Piliç. Aşçı. Piliç kızartıcısı. Tava. Kızartmalık piliç.
Frying pan : Tava. Kızartma tavası.
Frying : Kızartma.
Pan fry : Az yağda pişirmek.
İngilizce Fry Türkçe anlamı, Fry eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fry ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Toasting : Sağlığına içmek. Kadeh kaldırmak. Isıtmak. Yanmak. Şerefine içmek.
Be fried : Kızarmak (yiyecek).
Blast : İnfilak etmek. Bas bas bağırmak. Bangır bangır çalmak. Kavurmak (bitki). Büyük patlama. Kavurmak (soğuk). Tahrip etmek. Yıkmak. Kavurmak (soğuk veya sıcak bitkiyi).
Brown : Kahverengileşmek. Esmerleşmek. Kahverengi. Karartmak. Kararmak. Esmerleştirmek. Karamak. Usanmak.
Baubles : İncik boncuk. Değersiz mücevher. Güzel fakat değersiz şey. Saray soytarısının sopası.
Blights : Küf. Kötü izlenim bırakmak. Yıkım. Kırmak (umut). Keşmekeş (argo terim). Mantar. Çürümek. Kurutmak. Karmaşa. Soldurmak.
Frizzle : Cızırdamak. Kıvrılmak. Bukle. Cızırdatarak kızartmak. Kıvrım kıvrım olmak. Kıvırmak. Cızırdayarak kızarmak.
Blush : Kızarmak (yüz). Utanıp kızarma. Utanmak. Kızartı. Kırmızılaşmak. Yüzü kızarmak. Utanma. Kızarmak (yüz vb).
Fry synonyms : french fry, deep fat fry, frying, fryings, heat up, color up, fried food, bauble, charing, fingerling, flush, deep fry, dries, stir fry, fried, knick knacks, offsprings, blighting, broils, all the families, fingerlings, tiddlers, offspring, rubefaction, char, chap, be toasted, iota, bagatelles, charbroil, fish fry, saute, sons.
Fry zıt anlamlı kelimeler, Fry kelime anlamı
Cool : Havalı (tip). Serinlemek. Sönmek (öfke veya arzu vb). Serin. Serin yer. Sakinleşmek. Serinlik. Soğutmak. Soğukkanlılık. Serinleşmek.
Adult : Er kişi. Normal olarak seyahat hizmetlerine tam ücret ödemesi gereken kişi. Reşit. Erin. Ergin. Yetişkin kişi. Oluşmuş, gelişimini tamamlamış. bir böceğin olgun, seksüel olarak etkin, genellikle kanatlı son gelişim evresi. Organizmaların eşeysel olgunluğa erişmiş olması; eşey organlarında eşey hücrelerinin olgunlaşarak çalışmaya başlaması. Büyümüş. Erişkin.
Fry ingilizce tanımı, definition of Fry
Fry kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cook in boiling lard or fat. To fry doughnuts. The young of any fish. To undergo the process of frying. To cook in a pan or on a griddle (esp. with the use of fat, butter, or olive oil) by heating over a fire. As, to fry fish. To be subject to the action of heat in a frying pan, or on a griddle, or in a kettle of hot fat. A dish of anything fried.

Bu kısımda Fry kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fry ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fry anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fry ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.