Furnish türkçesi Furnish nedir

Furnish ile ilgili cümleler

English: He could write off his work room's furnishing from his taxes.
Turkish: Çalışma odasının mobilyasını vergiden düşürebildi.

English: Ali and Mary furnished their house with inexpensive furniture.
Turkish: Ali ve Mary ucuz mobilya ile evlerini döşediler.

English: It will cost me a lot to furnish my new apartment.
Turkish: Yeni apartmanımı döşemek bana çok fazlaya mal olacak.

English: Ali lives a very simple life in a sparsely furnished apartment.
Turkish: Ali seyrek şekilde döşenmiş bir dairede çok basit bir hayat yaşıyor.

English: He could deduct the furnishing of his work room from his taxes.
Turkish: Çalışma odasısının mobilyasını vergiden düşebildi.

Furnish ingilizcede ne demek, Furnish nerede nasıl kullanılır?

Furnish information : Bilgi vermek.

Furnish with tape : Şeritle süslemek.

Furnished : Dayalı döşeli. Möbleli. Mobilyalı. Döşeli. Mefruş (arapça). Döşenmiş.

Furnished apartment : Eşyalı ev. Mobilya ve gerekli aletlere döşeli apartman dairesi veya daire. Eşyalı daire. Möbleli ev.

Furnished room : Dayalı döşeli oda. Mobilyalı oda.

Furnishes : Teçhiz etmek. Döşemek. Tedarik etmek. Dekorasyon yapmak. Vermek. Donatmak. Sağlamak. Tefriş etmek. Mobilya döşemek. Sunmak.

 

Furnishings store : Döşemenin saklandığı, korunduğu yer. Döşeme korunağı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

I would prefer a furnished apartment : Mobilyalı bir daire tercih ederim.

Furnishings : Erkek giyim eşyası. Takım. Mobilya. Döşemelik. Döşeme. Mefruşat.

Furnishers : Döşemeci. Mobilyacı. Erkek mağazası.

İngilizce Furnish Türkçe anlamı, Furnish eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Furnish ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accommodate : Barındırmak. Kalacak yer sağlamak. Yer vermek. Uydurmak. Yer sağlamak. Uzlaştırmak. -e yardım etmek. Alışmak. Kalacak yer vermek. Yaşayacak yer temin etmek.

Tool : Aletle işlemek. Arabayla götürmek. Bir işin yapılmasında, bir makinenin, bir motorun sökülmesi, takılması, ayarı ya da işletilmesinde kullanılan aletlerden her biri. Başkasına alet olan kimse. Oyuncak. Kukla. Kalem. Maşa. Arabada gitmek.

Procure : Neden olmak. Edinmek. Kadın bulmak. Bulmak. Kazanmak. Pezevenklik etmek. Ettirmek. Temin etmek. Elde etmek.

Bottom : Alttaki. Dibe dokunmak. Alt. Dip koymak. Dipteki. Dip. Temeline inmek. Kurmak. Değmek. Bir temel üzerine yerleştirmek.

Assign : Belirlemek. Devretmek. Göreve seçmek. Saptamak. Pay olarak vermek. Bir işe koymak. İş vermek. Bağlamak. Görev vermek.

Accord : Uyum. Mutabakat. Uzlaştırmak. Ahenk vermek. Uzlaşmak. Uyum sağlamak. Teslim etmek. Uyumlu hale getirmek. Uymak.

Assures : Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Temin etmek. Sağlama bağlamak. İkna etmek. Söz vermek. Sağlama almak. Sigortalamak. Garanti etmek. Güvence altına almak. Güvenceye almak.

 

Canalize : Yöneltmek. Bir başka yöne yönelmek. Kanalize olmak. Kanalize etmek. Suyu bir yöne akıtmak. Kanal açmak. Bir yöne akıtmak. Kanal haline getirmek. Yönlendirmek. (bir yöne) kanalize etmek.

Offer : Teklif vermek. Bildirmek. Teklif. Ortaya çıkmak. Gerek. Fiyat teklifi. Alıcıya, aranılan özelliğinde satılacak mal olduğunu ederiyle bildirme. genel olarak satılacak mal için ederleriyle birlikte aracıya ve alıcılarına bildiride bulunma. Sunu. Takdim.

Compere : Sunuculuk yapmak. Sunucu.

Furnish synonyms : copper bottom, machicolate, bewhisker, reflectorize, terrasse, kern, transistorise, victual, reflectorise, air cool, ramp, supply with, procures, accommodated, rigs, rigged out, hydrate, retrofit, furnishes, capitalise, decorate, purveys, shelter, step, computerise, affords, flood, allows, dado, allowing, dish, cornice, ascribe.

Furnish zıt anlamlı kelimeler, Furnish kelime anlamı

Take : Tutma. Çevirim eylemi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Avalanan hayvan miktarı. Etkili olmak. Çevirmek. Tutulan balık miktarı. Ele almak. (fotoğraf) çekmek. Pay.

Furnish antonyms : kern.

Furnish ingilizce tanımı, definition of Furnish

Furnish kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To adorn. A sample. To furnish one with knowledge or principles. To furnish one with arms for defense. To supply with anything necessary, useful, or appropriate. As, to furnish a family with provisions. A supply. To furnish the mind with ideas. To provide. To furnish a Cable. That which is furnished as a specimen. To equip. To fit out, or fit up. To furnish an expedition or enterprise, a room or a house.