Gücemek nedir, Gücemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üzülmek: Sende her şeye güceyorsun.

Teknik terim anlamı:

Zorlamak, icbar etmek.

Güç duruma düşürmek, güçlük içinde brakmak.

Gücemek kısaca anlamı, tanımı

Gücem : Kukla

Güce : Giresun iline bağlı ilçelerden biri.

Zorlamak : Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek. Üstelemek, ısrar etmek. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak.

Düşürmek : Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Uğratmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Azaltmak. Görevi bıraktırmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak.

Üzülmek : Üzme işine konu olmak. Üzüntü duymak, kaygılanmak.

Düşürme : Düşürmek işi.

Zorlama : Zorlamak işi, zecir. Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk. İçten gelmeyen. Zorlanarak sağlanan, cebrî.

Üzülme : Üzülmek durumu.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Güçlük : Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.

Zorla : Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori. İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki.

 

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Sende : Kilerde üstüne tahıl konulan genişçe raf, musandıra.

Güçlü : Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan.

İcbar : Zorlama, zorunda bırakma.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Etme : Etmek işi.

Diğer dillerde Gübre sineği anlamı nedir?

İngilizce'de Gübre sineği ne demek ? : dung fly