Gain an advantage türkçesi Gain an advantage nedir

  • Daha avantajlı olmak.
  • Üstün gelmek.
  • Kendini birinden uzaklaştırmak (yarışmada olduğu gibi).
  • Yarışmada başarı yolunda ilerlemek.
  • Avantaj elde etmek.

Gain an advantage ingilizcede ne demek, Gain an advantage nerede nasıl kullanılır?

Gain : Artırmak. Yükselmek. (saat) ileri gitmek. Kar etmek. Fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Ulaşmak. Kazanım. Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir). Edinmek.

An : (herhangi) bir. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. Bir. Anabatik rüzgar. Bir (ünlülerden önce).

Advantage : Üstünlük. Çıkar. Bir kişi, nesne, durum ya da koşuldan yana olan, başarı ya da kazançta yardımı dokunan olumlu özellikler, bkz.götürü. Menfaat. Yarar. Avantaj. Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. İyilik. Getiri. Üstünlük sağlayan şey.

Gain an advantage over : -e karşı üstünlük elde etmek. -e karşı avantajlı duruma geçmek. -e karşı üstünlük sağlamak. -e karşı avantaj elde etmek.

Gain an advantage over somebody : Daha kuvvetli olmak.

 

Gain and loss account : Kar ve zarar hesabı.

To blunder away an advantage : Bir fırsatı boşa geçirmek. Bir şansı boşa harcamak. Bir avantajı kaçırmak.

Gain and loss exhibit : Kar ve zarar göstermek. Bir işletme tarafından hesap dönemi sırasında sağlanan gelir ve karlar veya zararlar hakkında hazırlanan rapor (muhasebe).

Score an advantage : Bir kazanç elde etmek. Avantaj elde etmek.

İngilizce Gain an advantage Türkçe anlamı, Gain an advantage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gain an advantage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blow away : Yenilgiye uğratmak. Sürüklemek. Birini saşırtmak. Üstesinden gelmek. Uçurmak. Birisini etkilemek. Tarumar etmek. Öldürmek. Birini silahla öldurmek.

Have the inside track : Yarış alanının en iç kısmına yakın olmak. Daha elverişli durumda olmak.

Carry the day : Yenmek. Galip gelmek. (yarışma) başarılı olmak. Kazanmak. Tam başarı sağlamak.

Have the upper hand : Galip gelmek. Avantajlı. Üstünlüğü ele geçirmek. Kontrol elinde. Büyük avantaj sağlamak. Alt etmek. Kontrolü ele geçirmek. Üstün pozisyonda.

Outfoxing : Daha akıllıca davranmak. Daha akıllı olup üstün gelmek. Kurnazlıkla alt etmek.

Outbalances : Yükte daha ağır çekmek. Ağır çekmek. Ağır basmak. Ağır gelmek.

To get the better of : - karşı avantaj kazanmak.

Circumvent : Tekerine çomak sokmak. Engellemek. Atlatmak. -den kaçmak. Alt etmek. Önlemek. Kaçınmak. Kurtulmak. Savmak. Tuzağa düşürmek.

Circumvented : Tekerine çomak sokmak. Engellemek. Yenmek. Tuzağa düşürmek. Atlatmak. Önlemek. Savmak. Açığını yakalamak. Yana kaçmak. Alt etmek.

Outbalanced : Ağır gelmek. Ağır çekmek. Ağır basmak. Yükte daha ağır çekmek.

Gain an advantage synonyms : get the better of, gain the upper hand, outfoxes, have the drop on, have the edge on, outbalancing, circumvents, outfoxed, take advantage, outbalance, circumventing, score an advantage, come out on top, outfox.