Gain time türkçesi Gain time nedir

  • Oyalamak.
  • Zaman kazanmak.
  • Vakit kazanmak.
  • İleri gitmek (saat).
  • Zaman kazandırmak.

Gain time ingilizcede ne demek, Gain time nerede nasıl kullanılır?

Gain : Bir elektrik akını ya da geriliminin yükseltim oranı. telsiz iletişiminde akımmıknatıssal dalgaların gücünü yükseltme oranı. Kazanç. Artırmak. Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Sağlamak. Edinmek. İleri gitmek (saat). Ulaşmak. Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir). Elde etmek.

Time : Kez. Önel. Zamanlamak. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Tempo tutmak. Yerbilim zamanı. Ayarlamak. Süre. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Müddet.

Gain a foothold : Dayanak bulmak.

Gain a hearing : Savunma hakkı kazanmak. Söz hakkı almak.

Gain a point : Bir puan kazanmak.

Gain a victory : Başarmak. Galip gelmek. Zafer elde etmek. Zafer kazanmak.

İngilizce Gain time Türkçe anlamı, Gain time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gain time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gain : Sağlamak. Bir elektrik akını ya da geriliminin yükseltim oranı. telsiz iletişiminde akımmıknatıssal dalgaların gücünü yükseltme oranı. Almak. Ulaşmak. Edinmek. Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir). Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Artırmak. Kazanmak.

 

Delay : Bilgisayar, ekonomi, gitar, tiyatro alanlarında kullanılır. Savsaklamak. Süre. Tiyatro oyununda bir durumun çözümünü bile bile geciktirmek. seyircinin ilgisini canlı tutmak için çözümü geriye atmak. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. Aksatmak. Askıda bırakmak. Rötar. Gecikmek.

Save time : Zamanı kurtarmak. Zamandan tasarruf etmek. Zamandan kazanmak. Zamanın boşa gitmesine veya zaman kaybetmeye mani olmak.

Distract attention : Dikkat dağıtmak.

Detain : Engellemek. Durdurmak. Alıkoymak. Tutmak. Geciktirmek. Saklamak. Yubatmak. İzinsiz bırakmak. Hapsetmek.

Diverts : Dağıtmak. Saptırmak. Avundurmak. Avutmak. Başka yöne çekmek. Ayırmak. Dikkatini başka yöne çekmek. Yolundan çıkarmak. Başka yöne çevirmek. Eğlendirmek.

Stall : Savsaklamaya çalışmak. Stop ettirmek. Oyalamaya çalışmak. Geciktirmek. Ağırdan almak. Hızı kesilmek. Durdurmak. Kaçamak yanıt vermek.

Stalled : Stop etmek. Saplanmak. Geciktirmek. Durmak (motor). Hızı kesilmek. Hızı kesilerek düşmek.

Amuse : Güldürmek. Kırıp geçirmek. Avundurmak. Eğlendirme. Hoşafına gitmek. Avutmak. Eğlendirmek. Neşelendirmek.

Diverted : Bir köşeye koymak. Yönlendirmek. Eğlendirmek. Çevirmek. Çevrilen. Dağıtmak. Başka yöne çekmek. Ayırmak. Çevrilmiş.

Gain time synonyms : buy time, gained, amuses, stalls, entertained, entertain, divert, delays, entertains, embroiders, detains, embroider.