Gainings türkçesi Gainings nedir

Gainings ingilizcede ne demek, Gainings nerede nasıl kullanılır?

Gaining and breaking ground : Yer değiştirme (yürümeler). Yarışmacıların aradaki uzaklığı korumak için, ileri ya da geri giderek değişik biçim ve çabuklukta yaptıkları yürüme devinimi.

Gaining control : Kazanç kontrolü.

Gaining on : Yaklaşmak (takip eden kişi veya şey). Aradaki mesafeyi kapatmak. Burnunun dibine sokulmak. Burnunun dibine girmek. Yaklaşmak. Yakalamak. Yetişmek. Arayı açmak. Hızına yetişmek. Aradaki farkı kapatmak.

Gaining weight : Bir kimsenin vücut ağırlığının artması. Kilo alma. Şişmanlamak.

Gaining : Kazanma.

Collective bargaining : Toplu pazarlık sonucunda anlaşma sağlanması durumunda imzalanan sözleşme. İşverenle işçi temsilcileri arasında toplu görüşme. Toplu iş akdi. Toplu sözleşme. Toplusözleşme görüşmesi. Çalışma koşullarının düzelmesi veya maaşlarla ilgili olan işveren ve işçi sendikaları temsilcileri arasındaki müzakereler. Kolektif sözleşme. Toplu pazarlık. Toplu iş sözleşmesi.

Bargaining power : Pazarlık etme avantajı. Piyasada alıcı ve satıcının göreli büyüklüğünden doğan, fiyat ya da satış koşullarını kendi lehine değiştirebilme olasılığı. Pazarlık gücü. Bir sözleşme yapılmasında taraflardan birinin kendi koşullarını diğer tarafa kabul ettirebilme gücü. Bir uzlaşma durumunda sahip olunan toplam avantaj.

 

Bargaining agent : Toplu iş sözleşmesi yapmağa yetkili olan işçi ya da işyeri sendikası. Yetkili sendika. Toplu sözleşme yapma yetkisine sahip işçi sendikası.

In a good bargaining position : Avantajlı durumda.

Bargaining unit : Yetkili sendika. Müzakere birimi. Toplu iş sözleşmesi yapmağa yetkili olan işçi ya da işyeri sendikası. Görüşme grubu. Bir çalışma gücü adına pazarlık yapmayla yetkilendirilmiş grup veya organ. Pazarlık ünitesi.

İngilizce Gainings Türkçe anlamı, Gainings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gainings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Salary : Yapılan iş karşılığında tiyatro oyuncusuna ya da yardımcı uzmanlara verilen para. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır. Ücret vermek. Maaş. Maaş vermek. Aylık bağlamak. Çalışma ücreti. İş karşılığı ödenen para. Çalışanlara belirli aralıklarla ödenen ve çalışılan saat sayısına bağlı olmayan ödeme. Maaş bağlamak.

Convenience : Uygunluk. Uygun koşul. Kolaylık. Rahatlık. Lavabo. Rahat. Çıkar. Hayatı kolaylaştıran şey. Elverişlilik. Halk tuvaleti.

Gams : İnsan bacağı. Göç eden balinalar grubu (denizcilik). Balina avcıları veya diğer denizciler arasında denizde veya karada yapılan sosyal ziyaret veya dostça sohbet (gemicilik argosu). İnsan bacağı (argo terim). Kazanmak. Balina topluluğu. Balina avcılarının aralarında yaptıkları sohbet. Balina sürüsü.

Acquisitions : Kütüphaneye yeni gelen kitap. Kazanma. Yatırımlar. Müzeye yeni gelen eşya. Edinme.

 

Percentage : Yüzde sayışımı ile yüzde oranı denilen ve aracıya verilen para. Oran. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Doz. Yüzde. Yüzdelik. Sınıfsal ölçümlü verilerde en çok kullanılan istatistiklerden biri olup her kategoriye ait sıklık sayısının toplama oranının yüzdeyle ifadesi. Nispet. Hisse. Komisyon.

Capital : Ciddi. Bir devletin yönelti ve yönetim özeği bir ülkedeki en büyük ve en önemli kent. anakentlerin en büyüğü. Cezası ölüm olan. Üretim olaylarına dayanak olan para. Sermaye ile ilgili. Kapital. Anapara. Mühim. Coğrafya, iktisat, tarih, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Başmal.

Net profit : Safi kazanç. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Safi kar. Net ürün. Bir filmin oynatılması sırasında satılan biletlerin bedelinden oluşan ve vergi, eğlence resmi, salon sahibi payı, yapımcı payı, tanıtı giderleri, çeşitli harcamalar çıktıktan sonra kalan kazanç tutarı. Bilanço esasına dayalı işletmelerin yıl sonu bilançosundaki, vergi öncesi, varlıkların yükümlülüklerden fazla olması. Belirli bir dönemde işletmenin karından vergiler çıkarıldıktan sonra kalan kar. Net kazanç. Bilanço karı. Net kar.

Net : Masatopu oyununda alanı iki eşit bölüme ayıran, uzunluğu 1.83 m., üst kenarının masa yüzeyinden yüksekliği 15,5 cm. olan ipten kafes örgü. Oyun alanını ortadan ikiye bölen ve ortasında yerden yüksekliği 91 cm. olan ipten kafes örgü. Katkısız ağırlık. katkısız ödeme. ele geçen. Katıksız. Ağ. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde. Arıtımlı. Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı. Tül. Amaca uygun işlemlerle arıtılmış ya da çıkarılması gerekli öğelerden ayıklanmış olan.

Accumulation : Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci. Yığma. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Toplama. Birikme. Birikinti. Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme. Biriktirme. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Teraküm.

Lucre : Para. Servet. Akçe.

Gainings synonyms : cleanup, quick buck, fast buck, combat pay, regular payment, gross profit margin, paysheet, earning per share, benefit, income, earning, emoluments, drawings, returns, living wage, asset, means, part, remuneration, booty, take home pay, bread, pay, dividend, payroll, markup, wage, windfall profit, incrementing, acquisition, portion, increment, advantageousness.

Gainings zıt anlamlı kelimeler, Gainings kelime anlamı

Outgo : Aşmak. Geçmek. Gider. Harcama. Yenmek. Sarfiyat. Masraf. Üstün gelmek.

Ascending : Yükselen. Artan. Yukarı çıkma. Asendan. Artan sırada. Yukarı çıkan. Çıkan.