Gambling türkçesi Gambling nedir

  • Spekülasyon yapmak.
  • Kumar.
  • Kumar oynayan.
  • Bitirim yeri.
  • Kumar oynamak.
  • Riske atmak.
  • Kumar oynama.
  • Kumarcı.

Gambling ile ilgili cümleler

English: Ali thinks that gambling is wrong.
Turkish: Ali kumar oynamanın yanlış olduğunu düşünüyor.

English: Ali has finally paid back all his gambling debts.
Turkish: Ali sonunda bütün kumar borçlarını geri ödedi.

English: Excessive gambling causes the same brain changes as a drug addiction.
Turkish: Fazla kumar, uyuşturucu bağımlılığına benzer beyin değişimlerine neden olur.

English: Ali paid off his gambling debts.
Turkish: Ali kumar borçlarını tamamen ödedi.

English: He welshed on his gambling debt.
Turkish: Kumar borcunu ödemeden kaçtı.

Gambling ingilizcede ne demek, Gambling nerede nasıl kullanılır?

Gambling casino : Kumarhane. İnsanların kumar oynamak için geldikleri yer.

Gambling debt : Kumar borcu.

Gambling den : Batakhane. Kumar yuvası. Kumarhane.

Gambling game : Şans oyunu. Kumar oyunu. Kumar.

Gambling house : İnsanların kumar oynadıkları yer. Kumarhane.

Gamblers : Oyuncu. Kumarbaz. Kumarbazlar. Riske giren kimse.

Gambled : Riskli girişim. Kumar. Oynamak. Rizikolu iş. Spekülasyon yapmak. Riske atmak. Kumar oynamak.

Gambled on his life : Hayatını riske attı. Hayatını tehlikeye attı.

 

Gamble for high stakes : Büyük para için kumar oynamak.

Gambling system : Kumar sistemi.

İngilizce Gambling Türkçe anlamı, Gambling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gambling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wager : Bahse girmek. Bahse girme. İddia. Bahis tutuşma. Bahis. Bahis tutuşmak. Para yatırmak. Para koymak.

Gamed : Eğlenme. Karşılaşma. Şikar. Dolap. Cesur. Av eti. Oyun. Maç. Sakat (kol veya bacak).

Punts : Topa yer ile temas etmeden vurma. Altı düz geniş bir bot. Topa havadayken vurmak. Sırıkla itmek (sandal). Degaj (amerikan futbolu). Altı düz sandal. Tekne ile gitmek (nehir). Sırıkla hareket ettirilen dar sandal. Şişe dibi.

Gamest : Dolap. Sakat. Yiğit. Hazır. Sakat (kol veya bacak). Aksak. Topal. Şikar. Cesur.

Recreation : Eğlence. Başını dinlendirme. Boş zamanı değerlendirme. Oyalanma. Ara. Teneffüs. Boş zaman etkinliği. Bireylerin ya da. toplumsal kümelerin, boş zamanlarında gönüllü olarak yaptıkları dinlendirici ve eğlendirici etkinliklere verilen ad. Yeniden yaratma.

Gamble : Riskli girişim. Oynamak. Rizikolu iş.

Play : Sunmak. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu. oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Numarası yapmak. Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı. Bahis yapmak. Kımıldanmak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.

 

Speculating : Kuramsal olarak düşünmek. Tahminde bulunmak.

Dicing : Küp şeklinde doğrama. Zar oyunu oynama. Küp şeklinde kesme. Kare ve baklava dilimi şekilleriyle süsleme.

Diversion : Eğlence. İlgisini başka tarafa çekme. Yönünü değiştirme. Yanıltma. Sapma. Güzergah çevirme. Derivasyon. Şaşırtmaca. Oyalama. Saptırma.

Gambling synonyms : sporting life, vice, bet, jeopardise, bears, punted, game of chance, alea, compromises, punt, gambles, operate, gamings, jeopardising, gambler, hazard, punters, wagered, gaming, adventured, bulling, punter, operates, compromise, bear, bulled, throw, game, play the market, jeopard, throwster, adventures, punting.