Gebe nedir, Gebe ne demek

Gebe; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Gebe" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gebe kadın. Gebe inek."

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: kimi]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Döl yatağında gelişen bir yavru taşıyan dişi.

İngilizce'de Gebe ne demek? Gebe ingilizcesi nedir?:

pregnant

Fransızca'da Gebe ne demek?:

gravide (utérus)

Gebe anlamı, kısaca tanımı:

Gebe kalmak : Minnet altında kalmak. insan veya hayvanın karnında yavru oluşmak.

Gebe olmak : Bir şeyin gerçekleşme ihtimali bulunmak.

Gebelik : Minnet altında kalma. Gebe olma durumu, hamilelik. Döllenme ile doğum arasında geçen süre.

Gebelik testi : Bir kadının gebe olup olmadığının belirlenmesi için yapılmış olan işlem.

Geberik : Ölü, ölmüş.

Geberip gitmek : İstenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir zamanda ölmek.

Geberme : Gebermek işi.

Gebermek : Sevilmeyen bir kişi ölmek. Bir kimseye aşırı ilgi, istek ve yakınlık duymak.

Gebertilmek : Gebertme işi yapılmak, öldürülmek.

Gebertme : Gebertmek işi.

Gebertmek : Öldürmek.

Gebeş : Karnı şiş olan. Aptal, sersem. Bodur ve şişman.

 

Gebeşlik : Gebeş olma durumu.

Dış gebelik : Döllenmiş bir yumurtanın döl yatağı dışında oluşması ve gelişmesi.

Geceler gebedir : "her sabah yeni olaylarla karşılaşırız" anlamında kullanılan bir söz.

Gizlide gebe kalan aşikarede doğurur : "toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Keçi geberse de kuyruğunu indirmez : "inatçı ölse de inadından vazgeçmez" anlamında kullanılan bir söz.

Yalancı gebelik : Kadının gebe olmamasına karşın gebelik belirtilerini duyumsaması.

Yavru : Bir şeyin küçüğü. Yeni doğmuş hayvan veya insan. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Yüklü : Yapılacak işi çok olan. Çok çalışmayı gerektiren. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Yükü olan. Çok sarhoş. Gebe. Çok fazla, pek çok. Paralı, varlıklı.

Hamile : Gebe.

Canlı : Canlı yayın. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası.

Oğulcuk : Oğlanlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz. Bitki tohumlarında bir kökçük ile bir filizcikten oluşan ana bölüm. Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı, rüşeym, embriyo.

Dölüt : Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu, cenin, fetüs.

 

Minnet : Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu.

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Gebe halka : Sestotların yumurtaları içeren ve konak dışkısıyla tabiata atılan son halkaları. Sestodların yumurta içeren ve konak dışkısıyla tabiata atılan son halkaları.

Gebe kadın koryonik gonadotropini : İnsan koryonik gonadotropini.

Gebe kalma : Döllenmiş yumurtanın döl yatağına ulaşması, gebelik sürecinin başlaması, gebeliğin ana tarafından tanınmaya başlaması, konsepşın.

Gebe kalma oranı : Bir yetiştirme döneminde gebe kalan dişi hayvanların sayısının tohumlamaya ayrılan dişi hayvan sayısına oranı.

Gebe kısrak serum gonadotropini : Gebe kısraklarda döl yatağı endometriyal kaplarından gebeliğin 40-15 özellikle 48-8 inci günlerinde bol miktarda salgılanan, aksesör korpus luteumların oluşmasında etkili, güçlü olarak FSH, zayıf olarak da LH etkinliğine sahip glikoprotein yapılı bir hormon, PMSG, eCG, kısrak gonadotropini. Veteriner hekimlikte FSH yerine kullanılır.

Gebe ve emzikli kadınların çalıştırılması koşullarıyla emzirme odaları ve çocuk yuvalarına ilişkin tüzük : Çalıştırılacak gebe ve emzikli kadınlarla, emzirme odaları ve çocuk yuvalarına ilişkin çalıştırma, emzirme, bakım koşullarını kapsayan tüzük.

Gebece : İki kulplu testi Başak vermeye başlayan ekin: Ekin gebecedeyken yağmur yağsa çok faydalı olur. El ile yolunan arpa ve buğdayın başaklar içeri, kökler dışarı gelecek şekilde yapılan yığınları. 1.bk.gödele. İki kulplu çömlek. 3.bk.gabalak. Böbrek yatağı boşluğu. Boyu kısa, geniş karınlı küp. Antalya ili, Manavgat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Gebeceler : Afyon ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Gebeç : Başak vermeye başlayan ekin 1.bk. göde (I)- 2.bk. göde (I)-2. Bir çeşit ördek. Kısa boylu, şişman, göbekli. Gebe.

Gebeçınar : Balıkesir şehrinde, Korucu nahiyesine bağlı bir bölge. Balıkesir şehri, Sarıköy nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Gebe ile ilgili Cümleler

  • Doğum doktorluğu, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemle ilgilenir.
  • Bazı kürtajlarda kullanılan genişleme sırasında rahim boynu yaralanma nedeniyle, bir sonraki bebek düşük doğum ağırlığına sahip olabilir veya daha sonraki gebeliklerde doğal düşük olması daha muhtemel olabilir.
  • Geberteceğim seni!
  • Ne kadar zamandır gebesin?
  • Geber.
  • 455 kadından bir kadın gebeliğinin yirminci haftasına kadar hamile olduğunu fark etmez.
  • Geber!
  • Marie iki aylık gebe.
  • Bu TV gösterisi genç gebelik ve eşcinsellik konuları ele almaktadır.
  • Prezervatifler gebelik şansını büyük ölçüde azaltır.

Diğer dillerde Gebe anlamı nedir?

İngilizce'de Gebe ne demek? : [geben] v. give, accord, bestow, award, present, distribute, supply, convey, deliver, donate, produce, yield, grant, hand, lend, bear (profit, harvest, fruit, etc.), relinquish

v. strike, hit, crush, smash

adj. pregnant, expectant, big with child, expecting, with young, with child, in the family way, gravid, heavy with child, in pod, preggers

Fransızca'da Gebe : enceinte, gros/se, (hayvan) plein/e

Almanca'da Gebe : adj. gravid, trächtig

Rusça'da Gebe : n. беременная (F)

adj. беременная, жеребая, чреватый