Gelenekçilik nedir, Gelenekçilik ne demek

  • Toplumsal kurumları ve inançları daha çok geçmişten süregeldikleri için benimseyen, saygın tutan, destekleyen, yeni kültür ögelerine daha az değer veren tutum veya öğreti, ananecilik

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Geleneğin ürünü olan toplum özelliklerinin, toplumun gerçek gereksinmeleri sonucu ortaya çıktığını düşünen, geleneklerin toplum yaşayışında çok önemli etki ve görevleri bulunduğunu ileri süren bir öğreti.

Felsefi anlamı:

(Özel anlamada) 1

a. Geleneklere aşırı değer verme eğilimi, b. Eskimiş olana, alışkanlıklara, eski inanışlara yakınlık duyan yaşama tutumu.

yüzyılda Fransa'da katolik bilginlerce (Bonald, de Maistre ve benzeri ) Aydınlanma'ya karşı geliştirilen, doğruluğun gelenekle, özellikle kilise geleneğiyle bilinebileceğini öne süren öğreti.

Sosyoloji'deki anlamı:

Toplumsal kurumları ve inançları yalnızca geçmişten süregeldikleri için benimseyen, saygın tutan, destekleyen, yeni ekin öğelerini ise değersiz sayan tutum ya da öğreti.

Bilimsel terim anlamı:

Kimi toplumlarda saptanan geleneklere sıkı sıkıya bağlılık durumu, bk. gelenek, zıt anlamlısı boşinanççılık.

Sanatta geçmişin değerlerine ve geleneğine bağlı olma durumu.

İngilizce'de Gelenekçilik ne demek? Gelenekçilik ingilizcesi nedir?:

 

traditionalism

Osmanlıca Gelenekçilik ne demek? Gelenekçilik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ananeperestlik

Gelenekçilik tanımı, anlamı:

Gelenekçi : Geleneklere bağlı kimse, ananeci.

Gelenek : Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

Toplumsal : Toplumla ilgili, topluma ilişkin, içtimai, maşerî, sosyal.

Kurum : Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür.

İnanç : Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İnanılan şey, görüş, öğreti. Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat. Birine duyulan güven, inanma duygusu.

Geçmiş : Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi. Çürümeye yüz tutmuş. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Geçme işini yapmış. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Arkada kalan hayat.

Saygın : Saygı gören, sayılan, hatırlı, itibarlı, muteber.

Destek : Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Yardım. Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda.

Kültür : Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Tarım. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Bireyin kazandığı bilgi. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.

 

Diğer dillerde Gelenekçilik anlamı nedir?

İngilizce'de Gelenekçilik ne demek? : traditionalism

Fransızca'da Gelenekçilik : traditionalisme [le], orthodoxie [la]

Almanca'da Gelenekçilik : n. Traditionalismus