Geler nedir, Geler ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Atın kuyruğunun sarkık durumu.

Kertenkeleye benzeyen bir çeşit bayvan.

Kayalardan oyularak yapılan oda.

Geler ile ilgili Cümleler

  • Benliğime içinizden gelerek saygı duymanızı bekledim.
  • Jale, Tom'u hiç yüreğinden gelerek sevdi mi?
  • Buraya gelerek büyük bir risk alıyorsun.

Geler tanımı, anlamı

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar

Gelere : Tezgahta dokunacak bezin ipliğini çözmeye yarayan bir aygıt.

Kertenkele : Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan (Lacertus).

Kayalar : Artvin şehri, Camili nahiyesine bağlı bir bölge. Balıkesir ilinde, Ilıca nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Batman ili, Gercüş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale şehri, Ayvacık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Elâzığ şehrinde, Maden ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Gaziantep şehrinde, Nizip ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Giresun kenti, Tirebolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Hakkâri şehrinde, Şemdinli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu şehrinde, Bozkurt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin ilinde, Midyat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sivas ilinde, Yazyurdu bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa ili, Halfeti belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van şehri, Gevaş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Yozgat şehri, Çekerek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Yozgat şehri, Eymir nahiyesine bağlı bir yer.

 

Kerten : Sonra : Bundan kerten.

Sarkık : Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek.

Kuyruğ : Kuyruk.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Kerte : İşaret için yapılmış çentik veya iz, kerti. Derece, radde.

Sarkı : Sargı.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Kert : Bayat. Geçit, boğaz.

Kaya : Büyük ve sert taş kütlesi. Kayaç.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Oda : Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz. Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik. Yeniçeri kışlası.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Geleneksel yasa anlamı nedir?

İngilizce'de Geleneksel yasa ne demek ? : traditional law