Geographical environment türkçesi Geographical environment nedir

  • Üzerinde insanla öteki canlıların yaşadığı doğa parçası, bk. çevre. krş. toplumsal çevre, kültürel çevre, doğal çevre.
  • Coğrafyasal çevre.
  • Belli bir zamanda toplumsal üretim sürecinde yer alan, her toplumun varlığı ve gelişmesi için zorunlu olan nesnel araçları oluşturan, kendileri de toplumun gelişmesinden etkilenip değişen, genişleyen canlı ve cansız nitelikteki nesnelerle olayların (yer kabuğu, atmosferin alt katmanları, su, toprak, bitki örtüsü, hayvan varlığı) tümü.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.

Geographical environment ingilizcede ne demek, Geographical environment nerede nasıl kullanılır?

Geographical : Coğrafya ile ilgili. Coğrafi. Yercil. Coğrafik. Yöresel.

Environment : Çevre. Vasat. Mekan. Bireyi etkileyen canlı ve cansız varlıklar ile bütün güç ve koşulların toplamı. organizmayı içten ya da dıştan uyaran şeylerin toplu adı. varlığın, içinde oluştuğu ve yaşamını sürdürdüğü ortam. Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü, ambiyens. herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan, kenarda olan. Ayırıcı toplumsal özellikleri bulunan ve bireyleri kuşatarak biçimlenmelerinde köklü bir üstlencesi bulunan ekinsel ya da yersel alan. Muhit. Bilgisayar, biyoloji, eğitim, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir organizmanın veya bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu. Kişiyi etkileyen, özdeksel ve tinsel gelişmesini, biçimlenmesini ve yaşamını belirleyen, dirimbilimsel, iklimle ilgili ve toplumsal etkenlerin tümü.

 

Geographical area : Coğrafi alan. Coğrafi bölge. Coğrafik bölge.

Geographical co ordinates : Yeryuvarlağı üzerinde herhangi bir noktanın yerini, o noktanın enlem ve boylamını birlikte vererek saptama yöntemi, bk. enlem, boylam. Coğrafya konsayıları.

Geographical concentration : Aynı malı üreten işletmelerin belirli bir bölgede toplanması. Coğrafi yoğunlaşma.

Geographical coordinates : Coğrafi koordinatlar. Yeryuvarlağı üzerindeki noktaların enlem ve boylam değerlerini belirten dizge. temel daireler, eşlek ve greenwich öğlenidir. Coğrafya konsayıları.

İngilizce Geographical environment Türkçe anlamı, Geographical environment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Geographical environment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Age grade : Yaş katmanı. Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.

Adaptive behavior : Uyarlamacı davranış. Adaptif davranış. Uyumlayıcı davranış. Uyumcu davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış.

Affection : Hastalık. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Meyil. Yakınlık. Duygulanım. Alaka. Muhabbet. Düşkünlük. Sevgi. Şefkat.

 

Acculturation : Kültür etkileşimleri. Ekinsel yozlaşma. Kültürel etkileşim. Kültürleşme. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürel uyum.

Agnation : Soydaşlık. Akrabalık (baba tarafından). Baba tarafından akrabalık. Akrabalık (baba taraf.). Bir ailede baba ve erkek üyeler yoluyla oluşan kan yakınlığı. bu tür yakınlıktan oluşan yakınlık kümesi. Akrabalık. Hısımlık.

Age group : Yaş kümesi. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Yaş öbeği. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş grubu.

Acclimatation : İklimuyum. Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci.

Age distribution : Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı.

Abilities : Güç. Beceri. İktidar. Yetenekler. Kabiliyet. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Yeterlik. Yetenek.

Agression : Saldırı. Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.

Geographical environment synonyms : all round development of individual, adjustment in marriage, achievement motive, aesthetical ideal, alienation, aesthetic.