Get ahead türkçesi Get ahead nedir

  • İlerleme kaydetmek.
  • Para biriktirmek.
  • Öne geçmek.
  • Başarmak.
  • İlerleyerek diğerlerinin önüne geçmek.
  • Önde olmak.
  • Gelişme göstermek.
  • Maddi olarak daha iyi bir duruma gelmek.
  • İlerlemek.
  • Tasarruf etmek.
  • Başarılı olmak.
  • Maddi açıdan daha iyi bir duruma girmek.

Get ahead ile ilgili cümleler

English: You'll never get ahead in this place unless you go through the proper channels.
Turkish: Doğru bir yol bulmadıkça bu alanda asla ileri gitmeyeceksin.

English: You can't get ahead if you don't work hard.
Turkish: Çok çalışmazsan, başarılı olamazsın.

English: He doesn't seem to want to get ahead.
Turkish: Başarılı olmayı istiyor gibi görünmüyor.

English: You should always spend time doing things that help your children get ahead in life.
Turkish: Siz her zaman çocuklarınızın hayatta başarılı olmaları için yardım edecek şeyleri yaparak zaman harcamalısınız.

English: You have to have a positive attitude if you want to get ahead in life.
Turkish: Hayatta başarılı olmak istiyorsan olumlu bir tutuma sahip olmalısın.

Get ahead ingilizcede ne demek, Get ahead nerede nasıl kullanılır?

Get : Hale gelmek. Anlamak. Gidip getirmek. Getirmek. Bulmak. Kazanmak. Bakmak. Erişmek. Başına gelmek. Olmak.

Ahead : İleriye. İleri. Başlamak. Önceden. Önden. İlerde. Öndeki. İleri doğru. Geminin baş tarafında. Önde.

 

Get ahead of : Yetişmek. Geçmek. Üstün olmak. Geçmek (rakibi). Aşmak. Önünde olmak. -i geçmek. İleri gitmek.

Get ahead of somebody : İleri olmak. Önüne geçmek.

Get into hot water : Sıkıntıya girmek. Başı derde girmek. Belaya bulaşmak. Başını belaya sokmak.

Get a bad name : Adı karalanmak. Adı çıkmak.

Get a ball out of something : Büyük zevk almak. Eğlenmek (ile).

İngilizce Get ahead Türkçe anlamı, Get ahead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get ahead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry off : Ölümüne yol açmak. Ölüme neden olmak. Kazanmak. İletmek. Kolayca ve başarılı bir biçimde yapmak. Kapmak. Ödül kazanmak. Kolayca yapmak. Öldürmek. Kapıp götürmek.

Accomplish : Sonuçlandırmak. Sonunu getirmek. Başarıya ulaşmak. Tamamlamak. Başarıyla sonuçlandırmak. Başarıyla tamamlamak. Yapmak. Başarılı olarak tamamlamak. Yerine getirmek. Becermek.

Achieve : Üstesinden gelmek. Elde etmek. Ulaşmak. Kazanmak.

Save : Kaydetmek. İdareli harcamak. (para) biriktirmek. Tutmak. İdareli kullanmak. Kazandırmak. Kurtarma. Kayda geçirmek.

Jump the queue : Başkasının sırasını kapmak. Kuyruğa kaynak yapmak. Kuyruktakilerin önüne geçmek. Uyanıklık yapmak. Kaynak yapmak. Hakkı yokken sırada bekleyenlerin önüne geçmek. Sırayı bozarak öne geçmek.

Flourished : Yıldızı parlamak. Abartılı jestler yapmak. Savrulmak. Savurmak. Süslemek. Sergilemek. Zenginleşmek. Sallamak. Güzelleşmek. Sağlıklı olmak.

Save money : Para tutmak.

Keep ahead : Zirvede kalmak.

Flourish : El sallamak. Savurmak. Fanfar çalmak. Gelişmek. Güzelleşmek. Sağlıklı bir biçimde büyümek. Büyümek. Süslü konuşmak. Savrulmak.

 

Be on the up and up : Kendini toparlamak. Gelişme kaydetmek.

Get ahead synonyms : accomplishing, come to the fore, cover ground, forges, come along, be dormy, grow, precedes, keep the tail in the water, bring off, advance, forge ahead, get a long, make the grade, make out, carries, flourishes, save for, prospered, gained, get the upper hand, accomplishes, be ahead of, break through, be in the front, to the fore, shoot ahead, make progress, salt away money, economize, brought off, arrives, make inroads in.