Get it türkçesi Get it nedir

  • Bir şeyi anlamak.
  • Kavramak.
  • Anlamak.
  • (kapı veya telefon) şunu açar mısın.
  • Cezasını çekmek.
  • Bir konuyu kavramak.
  • Bir şeyin farkına varmak.
  • İdrak etmek.
  • (kapı veya telefon) şuna bakar mısın.

Get it ile ilgili cümleler

English: Ali tried to open the door, but couldn't get it open.
Turkish: Ali kapıyı açmaya çalıştı ama onu açamadı.

English: Can we get it fixed?
Turkish: Onu tamir ettirebilir miyiz?

English: "You can get it at the courthouse," the clerk added.
Turkish: "Onu adliye binasında alabilirsin, " katip ekledi.

English: Can you get it repaired?
Turkish: Onu tamir ettirebilir misin?

English: Ali spent fifteen minutes trying to pry open the drawer with a crowbar, but he couldn't get it opened.
Turkish: Ali çekmeceyi bir levye ile kaldırarak açmaya çalışarak on beş dakika harcadı fakat onu açamadı.

Get it ingilizcede ne demek, Get it nerede nasıl kullanılır?

Get : Getirmek. Etmek. Vurmak. Başlamak. Ettirmek. Yakalamak. Uymak. Yaptırmak. Almak. Varmak.

It : Cazibe. İlişki. Ebe (oyunlarda). Bilişim. Ona. O. Şahsiyet. Ebe (oyunda). İtalyan. Onu.

Get it in the neck : Cezalandırılmak. Fırçayı yemek. Aşağılanmak. Acımasızca azarlanmak. Ağır ceza görmek. İşten çıkarılmak. Okkanın altına gitmek.

Get it off your chest : İçini dök rahatla. Birisiyle konu hakkında konuşmak. Ağzındaki baklayı çıkartmak. İçini dökmek. Eteğindeki taşları dökmek. Derdini dökmek. Söyle rahatla. Dert yanmak.

 

Get it on : Aşk yaşamak. Seks yapmak. Aşk ilişkisi kurmak için çok çaba sarf etmek (birisiyle). Sevişmek. Birisini yatağa atmak. Cinsel ilişki yaşamak. (karşı cinsi) götürmek. Mercimeği fırına vermek. Cinsel ilişkiye girmek (kaba argo). İi pişirmek.

Get it right : Bir şeyi başarıyla gerçekleştirmek. Tamamen anlamak. Doğru anlamak. Doğru olmak. Başarmak.

Get it out of your head : Onu aklından çıkar. O işi unut.

İngilizce Get it Türkçe anlamı, Get it eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get it ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Expiating : Kefaret etme. Yapılan kötülüğü affettirecek bir harekette bulunma. Günahını temizleme. Kefaret vermek. Cezasını çekerek ödeme.

Suffer : (acı) çekmek. Kötüye gitmek. Zayiat vermek. Değer kaybetmek. -e uğramak. Uğramak. Kıvranmak. Acısını çekmek. Katlanmak.

Grasped : Tutmak. Yakalamak. Kavrama. Kapılmış olan. -in usulünü öğrenmek. Kavranmış olan. Sıkı sıkı tutmak.

Comprehended : Algılamak. Bilincine varmak. -i anlamak. Kapsamak. -in esasını kavramak. İçine almak. İhtiva etmek.

Absorbs : Devralmak. Emmek. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Özümsemek. Yutmak. Absorbe etmek. Çekmek. Sönümlemek.

Cotton on : Farkına varmak. Çakozlamak. Jeton düşmek. Anlamaya başlamak.

Be a good judge of : -in ne olduğunu bilmek.

Fathomed : 1 kulaç = 1. İçyüzünü araştırmak. Derinliğini ölçmek. Doğru anlamını anlamak. Anlama. Derinine inmek. Yoklamak.

 

Suffered : Mağdur. Kıvranmak. Zarar görmek. Katlanmak. İzin vermek. Acı çekmek. Göz yummak. Zayiat vermek. Acısını çekmek.

Compass : Kapsamak. Kuşatmak. Menzil. Alan. Erim. Bir çemberin özeğindeki bir iğne üzerine oturtularak yatay düzlem içinde erkince dönebilen ve çemberin çevresindeki dereceler üzerinde yön gösteren bir mıknatıs iğnesi. Pusula. Yayçizer.

Get it synonyms : pay, ascertaining, apperceiving, came home, expiates, catch, appreciate, apperceived, suffer the consequences, accept, comprehend, ascertain, apprehends, absorb, get onto, apperceive, dig, bites, compassing, pay the penalty, appreciated, apprehended, expiated, savvy, latch on, expiate, savvied, compassed, actualise, get the picture, apprehending, accepts, apprehend.