Get to the bottom of things türkçesi Get to the bottom of things nedir

  • Konunun özüne inmek.
  • Sonuca varmak.
  • İşin temeline inmek.
  • Her şeyi düşünerek bulmak.

Get to the bottom of things ingilizcede ne demek, Get to the bottom of things nerede nasıl kullanılır?

Get : Canına okumak. Ettirmek. Elde etmek. Yalanını çıkarmak. Bulmak. Almak. Ulaşmak. Varmak. Gidip almak. Gidip getirmek.

To : -e göre. E. Karşı. Göre. Ya. Oranla. Arasında. E doğru. İle. Kala.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Bottom : Ulaşmak. Değmek. Dip. Dip koymak. Alttaki. Dipteki. Alt. Kurmak. Bir temel üzerine yerleştirmek. Dibe dokunmak.

Of : İle ilgili. Karşı. In. -den övünerek bahsetmek. -dan. -nin. Li. -in. Nin. Hakkında.

Get to the point : Doğrudan konuya girmek. Can alıcı noktaya gelmek. İşin sonuna varmak. Sadede gelin. Uzun hikayeyi kısaltmak. Lafı dolandırmamak. Sadede gel. Dolandırmadan konuya girmek. Ana noktaya gelmek. Sadede gelmek.

Get to the finals : Finale kalmak.

Get to the bottom : İyice incelemek. Temeline inmek.

At the bottom of : -dibinde. -arkasında. -altında. En düşük noktasında. -en altında.

Get to the heart of : Özüne inmek. Esas anlamını kavramak. Öze inmek.

 

İngilizce Get to the bottom of things Türkçe anlamı, Get to the bottom of things eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get to the bottom of things ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reason : Kanıtlamaya çalışmak. İkna etmeye çalışmak. -den sonuç çıkarmak. Usavurmak. Görüşmek. Bulmak. Akıl yürütmek. Sonuç çıkarmak.

Make inferences : Sonuç çıkarmak.

Reasoned : Uslamlamak. Düşünmek. Muhakeme etmek. Usavurmak. Görüşmek. İyice düşünülmüş ve mantıklı. Akıl yürütülmüş. Bulmak. İkna etmeye çalışmak. Makul.

Deduces : Ortaya çıkarmak. Görüşüne varmak. İstidlal etmek. Çıkarım yapmak. Sonucuna varmak. Çıkarsama yapmak. Çıkarsamak. Sonuç çıkarmak. Gelişimini izlemek.

Deduced : Çıkarsama yapmak. Görüşüne varmak. Çıkarım yapmak. Sonuç çıkarmak. Sonucuna varmak. İstidlal etmek. Çıkarsamak. Gelişimini izlemek. Ortaya çıkarmak.

Educes : Ayırmak. Sonuç çıkarmak. Çıkarmak.

Amounted : Bedelinde. Toplama ulaşmak. Miktarında. Tutarındaki. Eşit olmak. İfade etmek. Anlamına gelmek.

Get straight to the point : Neticeye varmak. Sadede gelmek. Hemen konuya girmek.

Decides : Aklı kesmek. Hükme bağlamak. Azmetmek. Karar verdirmek. Karar vermek. Kararlaştırmak. Karar kılmak. Belirlemek. Karar vermesini sağlamak.

Deducing : Gelişimini izlemek. Çıkarsama yapmak. Ortaya çıkarmak. Sonucuna varmak. Sonuç çıkarmak. Çıkarım yapmak. Görüşüne varmak. Anlamak. Çıkarsamak.

Get to the bottom of things synonyms : amounting, educe, deduce, arrive at a conclusion, decide.