Reason türkçesi Reason nedir
- Bulmak.
- Etraflıca düşünmek.
- Us.
- Usavurmak.
- Konuşmak.
- Anlamak.
- Tartışmak.
- Gerekçe.
- Sebeb.
- Çözmek.
- Bir edim, eylem ya da davranışın amacı ya da yönsemesi.
- Mantıklı davranmak.
- Sağduyu.
- Eğitim alanında kullanılır.
- İkna etmeye çalışmak.
- Uslamlamak.
- Görüşmek.
- Düşünmek.
- Düşünüp taşınmak.
- Neden.
- Sonuca varmak.
- -den sonuç çıkarmak.
- Tutarlı ve çıkarımcı olarak düşünme yetisi.
- İnsanlara özgü, onların tümel ve zorunlu olan ilkelere hiç bir güç harcamadan uymalarını sağlayan bilme, düşünme ve önlem alma yetisi.
- Sonuç çıkarmak.
- Muhakeme etmek.
- Akıl yürütmek.
- Akıl.
- Yargılamak.
- Sebep.
- Usa vurmak.
- Kanıtlamaya çalışmak.
- Niçin.
Reason ile ilgili cümleler
English: Ali could think of no reason why he shouldn't stay.
Turkish: Ali onun niçin kalmaması gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.
English: Ali could think of no reason why he should stay.
Turkish: Ali onun niçin kalması gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.
English: Ali could think of no reason why he needed to go home early.
Turkish: Ali eve erken gitmesi gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.
English: Ali could think of no reason why he should give Mary any money.
Turkish: Ali Mary'ye niçin biraz para vermesi gerektiğine dair hiçbir neden düşünemiyordu.
English: A handsome man is a good reason to go to hell.
Turkish: Yakışıklı bir adam, cehenneme gitmek için iyi bir nedendir.
Reason ingilizcede ne demek, Reason nerede nasıl kullanılır?
Reason for being : Var olma nedeni. Var olma sebebi.
Reason out : Etraflıca düşünmek. Çözümlemek. Akıl süzgecinden geçirmek. Düşünüp taşınarak bulmak. Düşünüp taşınmak.
Reason what : Ne olduğunu bulmak.
Reason why : Nedenini bulmak.
Reason with : İnandırmaya çalışmak. İkna etmek. İkna etmeye çalışmak (mantık yoluyla).
There is no reason to suppose : Sanmak zannetmek veya inanmak için bir sebep yok. İnanmak için bir sebep yok.
Gave him no reason to : Ona – için sebep göstermedi. Ona – için gerçek mazeret göstermedi.
For the reason that : Sebebiyle.
Gave reason to : Dayanak sağladı. -için gerekçe sundu. İçin neden gösterdi. Sebep gösterdi. Gerekçelendirdi.
There is reason in it : Mantıklı. İçerisinde sebebi var. Akla uygun.
İngilizce Reason Türkçe anlamı, Reason eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Reason ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Cank : Laklak etmek. Dedikodu. (argo) sohbet.
Think twice : İyi düşünmek. İki kez düşün. Durup düşünmek. İki kez düşünmek.
Deciphered : Yorumlamak. Şifreyi çözmek. Deşifre etmek. Deşifre.
Ascertains : Belirlemek. Soruşturmak. Öğrenmek. Tayin etmek. Aslını öğrenmek. Meydana çıkarmak. Saptamak. Doğrusunu öğrenmek.
Canvass : Oy toplamak. Anket yapmak. Propaganda yapmak. Reklam yapmak. Sipariş toplamak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Kamuoyu yoklaması yapmak. Gözden geçirmek.
Approach : Benzemek. Andırmak. Ele almak. Yaklaşma. Varmak. Koyulmak. Ulaşmak. Yaklaşmak. Temasta bulunmak.
Bickered : Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Titreşmek. Çekişmek. Titremek. Şırıldamak. Pırıldamak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Didişmek. Münakaşa etmek.
Academic year : Akademik yıl. Ders yılı. Öğretim yılı. Eğitim öğretim yılı. İlk, orta ve yüksek okullar ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre.
Consideration : Göz önünde tutma. Düşünme. İtibar. Husus. Dikkat. Saygınlık. Etmen. Ehemmiyet. Düşünce. Ödül.
Reason synonyms : rational motive, make inferences, bickers, decipher, apprehended, decode, hearsing, apprehends, fettle, commonsense, ground, accustoming, minds, accept, alibi, ascertaining, argufy, concluded, bacon rind, approached, chinning, consult, deduce, explanation, bethought, educe, amounted, justifications, gray matter, get straight to the point, account, cast about, compounded.
Reason zıt anlamlı kelimeler, Reason kelime anlamı
Insanity : Çılgınlık. Saçmalık. Aptallık. İnsanite. Çıldırma. Cinnet. Delilik. Akıl hastalığı. Dimağ hastalığı.
Contraindication : Belli bir tedavisi uygun olmadığını ve uygulamanın kötü sonuç vereceğini ifade eden durum, kontrendikasyon. Kontra endikasyon. Kontraendikasyon. Bir tedavinin uygun olmadığını belirten hal. Kontrendikasyon. Zıt etki. Tedavinin uygun olmaması.
Indication : Gösterge. Emare. Bir hastalıkta izlenecek tedavi yöntemi ve müdahalenin belirlenmesi, indikasyon. bir ilacın hangi hastalıklara ve hangi biçimde uygun olacağını veya bir operasyonun hangi koşullarda gerekli olduğunu ifade eder. Belirtme. Ölçüm. İşaret. İz. Endikasyon. Bulgu.
Reason ingilizce tanımı, definition of Reason
Reason kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To arrange and present the reasons for or against. Proof, more or less decisive, for an opinion or a conclusion. Ground of argument. Efficient cause. A thought or a consideration offered in support of a determination or an opinion. A motive for an action or a determination. As, I reasoned the matter with my friend. To debate or discuss. To deduce inferences from premises. To perform the process of deduction or of induction. Final cause. That which is offered or accepted as an explanation. To ratiocinate. The efficient cause of an occurrence or a phenomenon. To exercise the rational faculty. A just ground for a conclusion or an action. To examine or discuss by arguments. To reach conclusions by a systematic comparison of facts. Principle.

Bu kısımda Reason kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Reason ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Reason anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Reason ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.