Getting on türkçesi Getting on nedir

  • Otobüse trene veya uçağa binmek (örneğin, o trene 40 dakika önce bindi).
  • Binmek.
  • Bindirmek.

Getting on ile ilgili cümleler

English: Ali is getting on your nerves, isn't he?
Turkish: Ali senin sinirini bozuyor, değil mi?

English: Ali is getting on my nerves.
Turkish: Ali benim sinirlerimi bozuyor.

English: I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves.
Turkish: Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.

English: Before getting on a horse, you usually put a saddle on its back.
Turkish: Bir ata binmeden önce, genellikle onun sırtına bir eyer koyarsın.

English: I am getting on for twenty and have become engaged.
Turkish: Ben hemen hemen yirmi yaşındayım ve nişanlanıyorum.

Getting on ingilizcede ne demek, Getting on nerede nasıl kullanılır?

Getting : Edinme. Temin.

On : De. E doğru. Üstünde. Yönünde. Yanmak. Üzerinde. Olmakta olan. Esnasında. Giyilmiş. Makbul.

Getting on for : (bir şeyin zamanı) geliyor veya yaklaşıyor.

Getting on with : Anlaşmak. Geçinmek.

Be getting on in years : Yaşlanmak.

Getting a license : Ruhsat almak. İzin belgesi almak.

İngilizce Getting on Türkçe anlamı, Getting on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Getting on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Go aboard : Gemiye binmek veya çıkmak. Tekneye binmek. Tekneye çıkmak. Güvertede gitmek.

Clash : Anlaşamamak. Çarpmak. Gümbürdemek. Mücadeleye girişmek. Çatırdamak. Birbirine gitmemek. Gürültü yapmak. Uyuşmamak. Çarpışmak. Çatışmak.

Ride on : -e binmek.

Embarking : Gemiye bindirme. Girişme. Uçağa bindirme. Girişmek. Uçağa bindirmek. Yüklemek. Uçağa yükleme. Atılma. Uçağa binmek.

Clashing : Uymamak. Uyuşmamak. Çarpışan. Anlaşamamak. Gitmemek. Çarpmak. Gümbürdemek. Çarpışmak. Çarpışma.

Embarked : Uçağa binmek. Uçağa yüklenmiş. Uçağa bindirmek. Uçağa bindirilmiş. Atılmış. Yüklenmek. Yüklenmiş. Girişmek. Yüklemek.

Imbarked : Yatırmak. Uçağa bindirmek. Kalkışmak. Yatırım yapmak. Yüklemek. Yüklenmek. Uçağa yüklemek. Yük almak. Gemiye bindirmek.

Get on : Yaşlanmak. Anlaşmak. Trene binmek. Kötü gitmemek. Otobüse binmek. Binmek (otobüs veya tren veya uçağa). Ayrılıp gitmek.

Mounts : Çerçevelemek. Çıkmak. Monte etmek. Takma. Üzerine yerleştirmek. Düzenlemek. Üzerine çıkmak. Oturtmak.

Clashed : Mücadeleye girişmek. Çatışmak. Gümbürdemek. Çatırdamak. Çarpışma. Gürültü yapmak. Uymamak. Çarpmak. Uyuşmamak.

Getting on synonyms : embark, mount, add on, overlaps, clashes, overlap, hop, hump, bumped, bumps, board, imbark, embarks, bump into, getting in, ride, bumping, bump, be added, crash into.