Give it to türkçesi Give it to nedir

Give it to ile ilgili cümleler

English: Ali wanted Mary's phone number, but she refused to give it to him.
Turkish: Ali Meryem'den telefon numarasını istedi, fakat o vermeyi reddetti.

English: Ali refused to give it to me.
Turkish: Ali onu bana vermeyi reddetti.

English: Ali didn't give it to me.
Turkish: Ali onu bana vermedi.

English: Come on, give it to me.
Turkish: Haydi. Onu bana ver.

English: Ali can't give it to you now.
Turkish: Ali şimdi onu sana veremez.

Give it to ingilizcede ne demek, Give it to nerede nasıl kullanılır?

Give : Esneklik. Gitmek. Bahşetmek. Doğruluğunu kabullenmek. Hediye etmek. Dogruluğunu kabullenmek. Düzenlemek. Uçlanmak. İtiraf etmek. Yapıvermek.

It : Ona. Ebe (oyunlarda). Şahsiyet. Cinsel ilişki. İlişki. Bilişim. Cazibe. O. İtalyan. Onu.

To : Kala. Arasında. Kadar. E doğru. -mek -mak (mastar). E. -e kadar. Oranla. İle. Ya.

Give it to someone : Birine şiddetle saldırmak. Birini dövmek veya çıkışmak.

Give it a good scrub : Bir şeyi çok iyi temizlemek. İyi temizlemek.

Keep it to ourselves : Başkalarına belli etmemek. Sır saklamak. Aramamızda kalmak.

Get it together : Kafasını toplamak. (argo terim) organize olmak. Bir şeyler çıkartmak. Bir şeyler kapmak. Aklı başına gelmek.

 

Leave it to me : Sen o işi bana bırak. Sen onu bana bırak.

Give it a try : Denemek.

Come it too strong : Şişirmek. Aşırıya kaçmak. Abartmak.

İngilizce Give it to Türkçe anlamı, Give it to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give it to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bawling out : Azarlama. Paylama. Bağırıp çağırmak. Haşlamak.

Bash up : Sopa çekmek. Dayak atmak. Benzetmek. Köteklemek. Haşat etmek.

Bastinadoes : Falaka. Sopa. Falakaya yatırmak. Dayak. Falakaya çekmek.

Batter : Hor kullanmak. Vuruş yapan oyuncu. Yıpratmak. Yağ ve un karışımı hamur. Hırpalamak. Sert darbelerle vurmak. Güm güm vurmak. Meyilli olmak (duvar). Paçavraya çevirmek. Yağ un ve yumurta karışımı hamur.

Berate : Fırça çekmek. Fırça atmak (argo terim). Fırça atmak. Haşlamak. Paylamak.

Beat : Vuruş. Vurmak. Çırpma. Yuvasından çıkarmak (av). Atmak (kalp). Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Darbe. Vuru. Yenmek.

Bring up : Bahis açmak. Beslemek. Durduruvermek. Terbiye etmek. Yetiştirmek. Çocuk yetiştirmek. Bahsetmek. Kusmak. Çocuklardan sakınmak.

Batters : Güm güm vurmak. Bombalamak. Hor kullanmak. Yıpratmak. Vuruş yapan oyuncu. Meyilli olmak (duvar). Bam güm vurmak. Yağ un ve yumurta karışımı hamur. Yumruklamak. Sert darbelerle vurmak.

Blister : Kabartı. Boyanın kabarması. Rasat kulesi. Kabarcık. Kabarıklık. Silah bölmesi. Su toplatan şey. Su toplanmış kabarcık. Kabarmasına neden olmak.

Admonished : İhtar etmek. Azarlanmış. Fırça yemiş. Uyarmak. Tembih etmek.

Give it to synonyms : beetle, beating up, berates, bastinado, bawl out, admonish, beat out, belabor, bastes, admonishes, brush down, beats, blow up, admonishing, berated, baste, basted, beetled, beat up.