Give the right of way türkçesi Give the right of way nedir

  • Yol vermek.
  • Geçiş önceliği vermek.

Give the right of way ingilizcede ne demek, Give the right of way nerede nasıl kullanılır?

Give : Vermek. Ödemek. Armağan etmek. Esneklik. Tanımak. İtiraf etmek. Eğilmek. Uçlanmak. Doğruluğunu kabullenmek. Gitmek.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Right : Gayet. Doğru. Haklı. Sağdan. Derleyip toplamak. Doğrulmak. Hak. Haklı çıkarmak. Sağ. Sağda.

Of : In. Den. Hakkında. -dan. -nın. -li. Nin. Karşı. -nin. -den.

Way : Tarz. Uzakta. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. Usul. Durum. Gidişat. Bakım. Gelenek. İş alanı. Huy.

Right of way : Yol hakkı. Yol geçen arazi parçası. Trafik geçiş hakkı. Demiryolu arazisi. Bir kimsenin iyesi bulunduğu taşınmazın yanından ya da içinden, onun yakınındaki bir başka yerbölüm üzerindeki taşınmaza ya da yola geçebilmeleri için başkalarına tanınmış yetki. İrtifak hakkı. Geçiş üstünlüğü. Geçit hakkı. Geçiş önceliği hakkı. Geçiş hakkı.

 

Give the benefit of the doubt : Suçsuz kabul etmek. Birinin haklı olduğunu düşünmek. Doğru kabul etmek. Doğru olduğunu varsaymak. Biri hakkında en iyisini düşünmek. Haklı kabul etmek.

I had the right of way : Yol benimdir.

Yield the right of way : Yol vermek. Geçiş önceliği vermek. Trafikte yol vermek.

Give the boot : Baştan savmak. Kapıyı göstermek. İşten kovmak. Görevden almak. Yol vermek. Tekme atmak. Defetmek. Kapı dışarı etmek. Kovmak. Sepetlemek.

İngilizce Give the right of way Türkçe anlamı, Give the right of way eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give the right of way ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gave way : Boyun eğmek. Küreklere asılmak. Dayanamamak. Çökmek. Kapılmak. Kendini vermek. Öncelik tanımak.

Crank : Kanırtmaç. Saplantı. Saplantılı kimse. Kaçık. Eski alıcı ve göstericilerde, aygıtı çalıştırmak için elle döndürülen, alıcı ya da göstericinin düzeneğini devindiren sap. Kelime oyunu. Sabit fikir. Deli. Krank kolu çevirmek.

Pay off : Öç almak. Değmek. Çıkarmak (masraf). Tamamen ödemek. Borcunu tamamen ödemek. Diyet ödemek. Parasını verip kovmak. Parasını eline verip kovmak. Amorti etmek.

Dismiss : Kapı dışarı etmek. İş sözleşmesinin işveren tarafından fesh edilerek işçinin işine son verilmesi. Göndermek. Bırakmak. İşten kovmak. Affetmek. İhraç etmek. Azletmek.

Cranks : Krankla çalıştırmak. Acayip kimse. Manivela. Saplantı. Krank kolu çevirmek. Kıvırmak. Sabit fikir. Kelime oyunu. Krankla bağlamak.

Give somebody the wall : Aşağılamak. Yol göstermek. Küçük düşürmek.

 

Give way : Dayanamamak. Çekilmek. Kuvveti tükenmek. Öncelik tanımak. Kendini vermek. Kapılmak. Küreklere asılmak. Kırılmak. Yıkılmak.

Make way : Öne geçmek. Yol almak. Yol açmak. İlerlemek.

Give the boot : Kovmak. Tekme atmak. Kapıyı göstermek. İşten kovmak. Sepetlemek. Pabucunu eline vermek. Bohçasını koltuğuna vermek. Görevden almak. Kapı dışarı etmek.

Dismisses : Bırakmak. Göndermek. Reddetmek (dava). Açığa çıkarmak. Savmak. Azletmek. İşten çıkarmak. Görevden almak. Salıvermek.

Give the right of way synonyms : give the push, given way, yield the right of way, make way for, ease up, made way for.