Glanced türkçesi Glanced nedir

Glanced ile ilgili cümleler

English: Ali glanced at the clock on the wall.
Turkish: Ali duvardaki saate baktı.

English: Ali glanced at his watch, and frowned.
Turkish: Ali saatine baktı ve kaşlarını çattı.

English: Ali glanced around the room.
Turkish: Ali odanın etrafına bakındı.

English: Ali glanced at the rear-view mirror.
Turkish: Ali dikiz aynasına baktı.

English: Ali glanced around.
Turkish: Ali çevresine göz attı.

Glanced ingilizcede ne demek, Glanced nerede nasıl kullanılır?

Glance at : İma. Göz gezdirmek. Göz atmak. Göz ucuyla bakmak. Gözünün ucuyla bakmak.

Glance coal : Antrasit. Parlak kömür. Antrasit kömürü.

Glance down : Aşağıya bakmak. Göz gezdirerek okumak. Aşağıdaki bir şeye bakmak. Hızla okumak.

Glance off : Sıyırmak. Sıyırıp geçmek.

Glance over : Hızla göz gezdirmek. Göz atmak. Göz gezdirmek. Hızla göz atmak. Üstünden şöylesine geçmek. Hızla okumak.

A surreptitious glance : Kaçamak bakış.

A cursory glance : Göz gezdirme.

Cast a glance : Göz atmak. Bir bakış atmak. Bir göz atmak. Dikizlemek. Gözetlemek. Bakmak. Şöyle bir bakmak.

Take a glance at : Göz atmak. Göz gezdirmek.

Glance round : Etrafına bakmak. Çevresine göz atmak. Çabucak çevresine bakmak.

 

İngilizce Glanced Türkçe anlamı, Glanced eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glanced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beat about : Sıkıntıyla aramak. Endişeyle aramak. Rota değiştirmek. Aranıp durmak. Bakınmak. Aramak. Aranmak.

Eyebeam : Gözün parıltısı. Gözün bakışı. Nazar.

Coruscate : Işıldamak. Parlamak.

Cubby : Küçük oda. Odacık. Çocukların korunma odası olarak kullanıldığı oda veya yer. Cep.

Check on : Çek etmek. Bakmak (kontrol etmek amacıyla). Doğruluğunu araştırmak. Kontrol etmek. Doğru olup olmadığını öğrenmeye çalışmak. Emin olmak. Doğruluğunu kontrol etmek.

Glimpses : Gözüne ilişmek. Bir an için görmek. Görür gibi olmak. Kısa görmek. Görür gibi olmak (birini). Bir an için görmek (bir şeyi). Anlık bakış. Görünüp kaybolmak.

Apercu : Kavrama. Hulasa. Nazar. Kısa özet. Özet.

Attend : Devam etmek. Beraberinde getirmek. İştirak etmek. İlgilenmek. Dikkatini vermek. Kulak vermek. Hazır bulunmak. Bulunmak. Katılmak.

Leaf through : Şöyle bir göz gezdirmek. Dergi vb'nin sayfalarına göz atmak. Kitaba göz gezdirmek. Yapraklan çevirmek. Sayfaları çevirmek. Sayfaları karıştırmak. Sayfa çevirmek. Kitap. Kitap sayfası karıştırmak.

Glanced synonyms : coup d'oeil, side look, looking at, eye beaming, glance, bo peep, cubbyholes, cubbyhole, roved, peep at, peek, cast an eye, look, give the once over, gleamed, flash a glance, be in charge of, look over, cares for, administer to, cuddies, dip into, glint, glimpse, glimpsing, glances, coruscates, gaze, browse, cubicles, glancing, have a dekko, gazed.

Glanced zıt anlamlı kelimeler, Glanced kelime anlamı

Unbalanced : Üşütük. Aklen dengesiz. Muvazenesiz. Çılgın. Dengelenmemiş. Dengesiz (kimse). Deli. Akli dengesi bozuk. Dengesiz. Denksiz.

Unintended : Kasıtsız. İstemeden yapılan.

Unplanned : Hesapsız. Plansız. Planlanmamış.

Glanced antonyms : unpremeditated.