Glauber türkçesi Glauber nedir

  • Glauber tuzu.
  • Sodyum sülfat (boya veya müshil olarak kullanılan).
  • Sodyum sülfat.

Glauber ingilizcede ne demek, Glauber nerede nasıl kullanılır?

[#glauberit Glauberite] : Glauber tuzu. Glauberit. Sodyum sülfat (boya veya müshil olarak kullanılan). Globerit.

Aberglaube : Batıl itikat.

Glaucodot : Glokodot.

Glaucoma : Gözün glokom hastalığı. Glokom hastalığı. Glakom. Karasu. Bir göz hastalığı. Göz sıvısının üretimindeki artıştan veya yeterince uzaklaştırılamamasından kaynaklanan, göz içi basıncında uzun süren artışıyla belirgin göz sinirinin zedelenmesine ve görme bozukluğuna neden olabilen patofizyolojik değişim, karasu. Glokom.

Glaucomas : Glokom hastalığı. Glokom. Gözün glokom hastalığı. Karasu. Glakom.

Glauconite : Glokonit. Glakomi. Glokoni. Mineral. (fe-aı silikatı; bileşimi büyük değişiklikler gösterir, metalik olmayan parıltı, yeşil, mavi yeşil, koyu gri yeşil; çizgi gri yeşil; sertlik 2, özgül ağırlık 2.2-2.8; monoklinal.). Yeşil kum.

Primary glaucoma : Gözdeki başka bir lezyona veya hastalığa bağlı olmaksızın filtrasyon açısının yapılış bozukluğuna bağlı olarak biçimlenen göz içi basıncın artması. Birincil glokom.

Langlauffer : Ülkelerarası kayak yapan.

Glaucomatous : Glokomatöz. Glokom hastalığı olan (göz hastalığı).

 

Absolute glaucoma : Buftalmus ve şiddetli dejeneratif değişimlerin biçimlendiği glokomun son evresi. Mutlak glokom.

İngilizce Glauber Türkçe anlamı, Glauber eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glauber ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shinny : Tırmanmak.

Ice : Donmak. Üzerine krema sürmek. Pasta kaplama şekerlemesi. Suyun katı biçimi. Değerli taş. Pırlanta. Dondurmak. Şekerle kaplamak. Buz. Dondurma.

Icefall : Donmuş çağlayan. Buzulun, yatağındaki dik bir yeri geçişi. Buz çağlayan. Buz çağlayanı. Donmuş şelale.

Struggle : Mücadele. Cebelleşmek. Uğraşmak. Çalışmak. Çabalama. Çaba. Gayret. Debelenmek. Savaşmak. Dövüşmek.

Neve : Buzkar. Neve. Buzkar (buzulkar). Kalımlı kar alanlarında buzdan bir çimento ile yoğunlaşmış, buz kristallerinden bileşik kar.

Water ice : Donmuş tatlı. Dondurulmuş şerbet. Su buzu.

Scramble : Çabucak tırmanmak ya da ilerlemek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kapışmak. Mücadele vermek. Yumurtanın akıyla sarısını karıştırarak pişirmek. İtişip kakışmak. Uğraşmak. Kapışma. Yağda pişirmek. Tırmalamak.

Ice mass : Buz kütlesi.

Moraine : Buzul taş. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Buzul taşı. Ohio eyaletinde şehir. Buzul taş ve toprağı. Buzulların yol açtığı kaya ve küçük taş kırıntılarının olduğu bölge. Buzultaş. Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı ya da çizikli taşlar. Moren. Buzulların üstünde, içinde taşıdığı, dipten sürüklediği ya da çökelttiği taş parçaları.

Glauberite : Glauberit. Globerit.

Glauber synonyms : alpine type of glacier, alpine glacier, piedmont type of glacier, continental glacier, skin, sodium sulfate, piedmont glacier, shin, climb, sputter.