Good and türkçesi Good and nedir

Good and ile ilgili cümleler

English: Accept both good and bad.
Turkish: Hem iyiyi hem de kötüyü kabul et.

English: Ali believes that there are good and evil demons.
Turkish: Ali iyi ve kötü cinler olduğuna inanır.

English: Ali is good and drunk.
Turkish: Ali tamamen sarhoş.

English: Ali was good and drunk.
Turkish: Ali iyi ve sarhoştu.

English: A baby has no knowledge of good and evil.
Turkish: Bir bebeğin iyi ve kötü hakkında bilgisi yoktur.

Good and ingilizcede ne demek, Good and nerede nasıl kullanılır?

Good : Yararlı. Çok. Çıkar. Dolu dolu. Yarar. Hayır. İyilik. Sağlığa yararlı. Doğruluk. Sağlamlaştırmak.

And : Da... da... ya da de... de. Bir de. De. Hem... hem de. Üstelik. Sonra. Ve bu yüzden. İle. Daha sonra. Da.

For good and all : Temelli olarak. Temelli olarak velhasıl. Gerçekten. Netice olarak. Velhasıl. Tamamen. Sürekli olarak. Tamamiyle. Temelli.

The good and the bad : İyi ve kötü. Herşey. Aydınlık ve karanlık. Yin ve yang. Işık ve karanlık.

Good afternoon : Tünaydın. İyi akşamlar.

Good agriculture practices : Tarımsal üretim sistemini iktisadi açıdan karlı ve verimli, sosyal açıdan yaşanabilir, insan ile hayvan sağlığına ve çevreye duyarlı kılarak gönenci artıran, dünyada bütünleşik ürün yönetimini önplana çıkaran sürdürülebilir kalkınmanın tarımsal ayağını oluşturan uygulamalar bütünü. iyi tarım uygulamaları avrupa iyi tarım uygulamaları adı altında başlayıp, küresel iyi tarım uygulamaları ile geliştirilen uluslararası ölçünleştirme girişimlerini kapsamaktadır. İyi tarım uygulamaları.

 

İngilizce Good and Türkçe anlamı, Good and eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Good and ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Far better : Büyük farkla. Çok daha.

All the way : Yolun sonuna kadar. Başından sonuna kadar. Yol boyunca. Her türlü. Her şekilde. Sonuna kadar. Başından beri. Mümkün olduğu kadar.

Entirely : Tümden. Tam olarak. Büsbütün. Bütün. Külliyen. Tümlük. Bütünlük. Tümüyle.

A great number of : Oldukça çok. Bir sürü. Çok sayıda. Epey.

A whale of : Çok büyük.

A raft of : Bir yığın. Yığınla. Bir sürü. Pek çok.

Abundantly : Bol bol. Ferah ferah. Gırla. Çokça. Gani gani. Buram buram. Bol miktarda. Bolca. Çok miktarda.

A great deal : Bir hayli. Birçok. Oldukça çok. Hayli. Pek çok.

Extremely : Gayetle. Had safhada. Ziyadesiyle. Yoğun olarak. Aşırı miktarda. Aşırı derecede. Yoğun ölçüde. Son derece. Aşırı.

A good deal : İyi iş. Bir çok. Birçok. Bir hayli. Hayli. Hatırı sayılır miktarda. Büyük miktarda. Pek çok. Oldukça çok.

Good and synonyms : affluents, a whale of a lot, consummately, above, decidedly, down to the ground, affluent, eminently, bang on, a lot, all round, diametrically, exceedingly, a world of, at full length, bloody, from head to foot, all, amply, a great many, dreadfully, absolutely, at full stretch, abundant, greatly, disproportionate, at large, en bloc, altogether, de, abounding, disproportionates, darned.