Governed türkçesi Governed nedir

  • İdare edilen.
  • İdare etmek.
  • Almak (dilbilgisi terimi).
  • Yönetilen.
  • Hükmetmek.
  • Frenlemek.
  • Kontrol etmek.
  • Hüküm sürmek.
  • Yönetmek.
  • Düzendeş.
  • Zaptetmek.
  • Mürebbiyelik yapmak.

Governed ile ilgili cümleler

English: The leader governed his country for more than 50 years.
Turkish: Lider, ülkesini 50 yıldan fazla yönetti.

English: The king governed the country.
Turkish: Kral ülkeyi yönetti.

English: The official names of planets and their moons are governed by the International Astronomical Union.
Turkish: Gezegenlerin ve onların uydularının resmi isimleri Uluslar arası Astronomi Birliği tarafından kullanılır.

English: India was governed by Great Britain for many years.
Turkish: Hindistan uzun yıllardır Birleşik Krallık tarafından yönetildi.

English: That island was governed by France at one time.
Turkish: O ada bir zamanlar Fransa tarafından yönetildi.

Governed ingilizcede ne demek, Governed nerede nasıl kullanılır?

Misgoverned : Kötü yönetmek. Kötü idare etmek.

Ungoverned : Kendine hakim olamayan. Kendini kontrol edemeyen.

Governer : Akım, gerilim, salınım, hız, güç, basınç vb. bir çalışma öğesini belirli düzeyde tutabilen ya da belirli bir kurala göre değiştirebilen aygıt. Düzenleyici.

Governess : Mürebbiye.

Governesses : Mürebbiye. Özel hoca. Mürebbiyeler. Eğitici kadın. Dadı.

 

Air brake governer : Havalı durduraç dizgelerinde ön ve arka tekerleklerde durduraç etkinliğini ayarlayan aygıt. Havalı durduraç düzenleyicisi.

Governable : İdare edilebilir. Ayar edilebilir. İdare olunabilir.

Governing council of faculty : Dekanın başkanlığında, öğretim görevi başında bulunan bir önceki dekanla, dekan yardımcılarından, fakülte kurulunca üç yıl için seçilecek üç profesör ve iki doçent ile bir asistan temsilcisinden oluşan, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin ve fakülte kurulu kararlarının yerine getirilmesini sağlayacak önlemleri almakla görevli kurul. Fakülte yönetim kurulu.

Governance : İdare.

Governing body : Yönetim kurulu. Yönetim birimi.

İngilizce Governed Türkçe anlamı, Governed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Governed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bridles : Dizgin. Yular. Üçlük. Başkaldırmak. Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. trol ağlarında maçaları kapılara, kapıları da kanatlara bağlayan üç burgata uzunluğundaki sentetik veya bitkisel halat. Palamar. Ata başlık takmak. Kızmak. Karşı gelmek.

Adjudges : Vermek (ödül vb.). Mahkum etmek. Karar vermek. Ödül vb vermek. Hüküm vermek. Hükmüne varmak. Kararına varmak. Hükme bağlamak. Hüküm giydirmek.

Bestride : Aşmak. Ata biner gibi oturmak. Her iki tarafında uzanmak. Üzerine binmek. Her iki yakasında olmak. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki tarafında bulunmak. Bacaklarını ayırarak binmek.

Directed : Dönük. Yönlenmiş. Yönlenik. Yönlendirilmiş. Güdümlü. Hedeflenmiş. Yönelik.

 

Captained : Bir gemi veya uçağın idaresinden sorumlu kişi. Başkomiser. Kaptanlık etmek. Kaptanlık yapmak. Baş garson. Kaptan. Lider. Yüzbaşı. Kumanda etmek.

Awards : Vermek (ödül). İhale etmek. Karar vermek. Ödüller.

Audited : İncelemek. Teftiş edilmiş. Denetlenmiş. Denetlemek.

Check : Bir kişinin, bir banka ya da başkası üzerinde bulunan alacağının tümünü ya da belirli bir çek karnesi bölümünü diğer bir kişiye ödetmek amacıyla düzenlediği belge, ödeme buyruğu. Kontrol işareti koymak. Belirtim. Karşılaştırmak. Gemlemek. Bagaja vermek (bavulu). Emanete bırakmak. Karelerle kaplamak. Kısmak.

Check through : Denemek amacıyla gözden geçirmek. Denetlemek. Çek etmek. Sınamak.

Governed synonyms : administrating, curbed, choke back, assumes, reign, be sufficient, audit, call the shots, conducted, break, check over, command, prevail, adjudging, babysat, check on, people, adjudicate, braked, commands, bestriding, contains, capture, contain, administer, bridle, govern, awarded, confiscate, brake, administrated, reigning, bridled.

Governed zıt anlamlı kelimeler, Governed kelime anlamı

Irregular : Yamuk. Başıbozuk. Düz olmayan. İrregular. Asimetrik. Çarpık. Düzgün olmayan. Bozuk. İntizamsız, düzensiz. Devamsız.