Grudged türkçesi Grudged nedir

  • Haset etmek.
  • Esirgemek.
  • Hınç.
  • Çok görmek.
  • Vermek istememek.
  • Kıskanmak.
  • Garez.
  • İsteksiz olmak.
  • Kin.
  • Çok görmek (bir şeyi birine).
  • İsteksizce vermek.

Grudged ile ilgili cümleler

English: I am grudged even the least bit of happiness.
Turkish: En ufak mutluluk bile bana çok görülüyor.

English: He grudged spending money on such a thing.
Turkish: O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.

Grudged ingilizcede ne demek, Grudged nerede nasıl kullanılır?

Begrudged : Çekememek. Kıskanmak. İmrenilen.

Bear a grudge against : Kin duymak. -e karşı kin beslemek. Kuyruk acısı olmak. İle düşmanlığı olmak. Kin beslemek. -e karşı düşmanlık beslemek. -e karşı kan gütmek.

Have a grudge against : Birine karşı antipati duymak. Kin duymak. Kin beslemek. Birine karşı öfke hissetmek. Birine karşı kin beslemek.

Have a grudge against somebody : Kin gütmek.

Bear a grudge : Kin beslemek. Kin gütmek. Kan gütmek. Düşmanlık beslemek.

Bore a grudge : Garez besledi. Kan güttü. Düşmanlık besledi. Kin besledi.

Grudge : Vermek istememek. İstemeyerek vermek. Hınç. Kıskanmak. Çok görmek. İsteksiz olmak. Haset etmek. Haset. İsteksizce vermek. Kıyamamak.

Bears him no grudge : Ona karşı kin beslemiyor. Ona karşı kan gütmüyor. Ona karşı kin gütmüyor. Ona karşı düşmanlık beslemiyor.

 

Bear somebody a grudge : Kin gütmek.

Grudger : Kıskanç. Haset. Kinci.

İngilizce Grudged Türkçe anlamı, Grudged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grudged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Preserve : Saklamak. Reçel. Sürdürmek. Zarardan korumak. Reçelini yapmak. Konservesini yapmak. Konserve yapmak. Korumak. Muhafaza etmek.

Splash : Reklamını yapmak. Sıçratılan suyun sesi. Yağmak. Cup diye düşmek. Şakırdamak. Yıkanmak. Yüzüne su çarpmak. Suya çarpmak. Sıçramak. Yıkamak.

Envies : İmrenti. Kıskançlık. Çekememek. Hasetlenmek. Gıpta etmek. Gözü kalmak. İmrenmek. İmrenme.

Walk : Yürüyüş yeri. Gezinti. Gezinmek. Yürüterek yormak. Yürüyüşe çıkarmak. Eşlik etmek. Adımla ölçmek. Yürüyerek gitmek. Yürüyüş. Taşımak (iterek).

Resentment : Gücenilme. Zoruna gitme. Dargınlık. Kızma. Alınma. Güceniklik. Küskünlük. İçerleme.

Begrudge somebody something : Gözü kalmak.

Vindications : Doğrulayan şey. Kanıtlama. Haklı çıkarma. Koruma. Savunma. Teyit. Hakkını koruma. Suçsuzluğunu kanıtlama. İntikam.

Toughened : Takoz. Katılaşmış. Toklaştırılmış. Sert ve çetin ceviz yapılan. Temperlenmiş. Sertleştirilmiş. Güçlendirilmiş. Toklaşmış. Sertleştirilen. Fiziksel olarak sertleştirilen.

Biles : Öd. Aksilik. Safra. Garaz. Sinirlilik. Terslik. Huysuzluk.

Grudged synonyms : splosh, rancour, spare, plod, nilled, stint, hatreds, be loath, enmities, ill will, nills, slop, begrudging, knockabout, sparers, feuded, squelch, animosities, despites, evil intent, rancours, be jealous of, grudge, antagonism, malices, sparest, hard feelings, sturdy, slosh, be undesirous of, be sticky about doing something, resentments, view with a jaundiced eye.

 

Grudged zıt anlamlı kelimeler, Grudged kelime anlamı

Tender : Bakan kimse. Teklif. Keşif bedeli. Gevrek. Körpe. Bakıcı. Fiyat teklifi. (resmi) teklif etmek. Kolay incinir. Öneri.

Weakness : Zayıf taraf. Zayıflık. Kuvvetsizlik. Güçsüzlük. Zaaf. Dayanıksızlık. İnginlik. Cansızlık. Hasta oluş. Sönüklük.

Weak : Cansız. Güçsüz. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Açık. Halsiz. Aciz. Yavan. Zayıf. Cılız. Takatsiz.

Grudged antonyms : delicate, frail, ride.