Hall türkçesi Hall nedir

  • Koridor.
  • Salon.
  • Hol.
  • Üniversite binası.
  • Kabul salonu.
  • Yurt.
  • Toplantı salonu.
  • Okul binası.
  • Antre.
  • Konak.
  • Oturma salonu.
  • Geniş oda.
  • Yemekhane.
  • Büyük salon.

Hall ile ilgili cümleler

English: Ali took his coat out of the hall closet and put it on.
Turkish: Ali hol dolabından paltosunu çıkardı ve onu giydi.

English: Ali left for the concert hall about 30 minutes ago.
Turkish: Ali yaklaşık otuz dakika önce konser salonuna gitti.

English: Hang your coat in the hall please.
Turkish: Paltonu holde as lütfen.

English: Ali hung his jacket in the hall closet.
Turkish: Ali hol dolabına ceketini astı.

English: Ali is cleaning the hall with a mop.
Turkish: Ali bir paspas ile koridoru temizliyor.

Hall ingilizcede ne demek, Hall nerede nasıl kullanılır?

Hall and mishkin model : Hall ve mishkin modeli.

Hall door : Salon kapısı.

Hall effect : Hall olgusu. Hall etkisi. Hall olayı.

Hall mark : Özellik. Ayar damgası. Resmı ayar damgası.

Hall of fame : Ünlü insanları onurlandıran plak ve heykellerle ev sahipliği yapan bina. Onur listesi. Şöhretler salonu.

Hall of mirrors : Aynalı salon.

Durlauf hall approach : Durlauf-hall yaklaşımı.

Durlauf hall rational expectations model : Durlauf-hall akılcı beklentiler modeli.

Berndt hall hall hausman estimator : Bhhh tahmincisi.

 

Hall tree : Ceket askısı. Portmanto. Palto askısı. Şapka askısı.

İngilizce Hall Türkçe anlamı, Hall eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hall ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Auditoria : Oditoryum. Konferans salonu. Konser salonu.

Large room : Koğuş.

Country : Halk. Memleket. Bölge. Taşra. İl. Ulus. Taşraya özgü. Ülke. Sayfiye.

Assembly room : Montaj mahalli.

Room : Ç.daire. Olanak. Boş yer. Apartman. Fırsat. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Oda. Mahal. Neden. Mekan.

Bivouacs : Açık ordugah. Çadırsız asker kampı. Açık ordugah kurmak. Açık havada gecelemek. Çadırda kalmak. Kamp kurmak. Geceyi çadırsız geçirmek.

Passageways : Koridor (ingiliz ingilizcesi). Geçit. Geçiş yolu. Koridor hol veya pasaj gibi geçiş için dar yol. Pasaj. Aralık. Geçiş yeri.

Hallways : Geçit. Giriş koridoru. Vestibül.

Parlour : Tek tip ürün satan veya bir alanda hizmet sunan dükkan veya işyeri. Küçük salon. Görüşme salonu. Oturma odası.

Hall synonyms : audience chamber, chamber, entry, aisles, cantonment, dandruff, foyers, saloons, ceiling, ante room, reception room, auditorium, dining hall, dorms, floor, vista, passage way, board room, entrance hall, narthex, entries, vestibule, vestibules, refectory, auditoriums, inns, dormitory, vistas, chalone, anteroom, habitat, domes, meeting hall.

Hall ingilizce tanımı, definition of Hall

Hall kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A building or room of considerable size and stateliness, used for public purposes. As, Westminster Hall, in London.