Hanswurst nedir, Hanswurst ne demek

Hanswurst; Gösteri, Tiyatro alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Tiyatro'daki anlamı:

XVI. yüzyılda, Güney Almanya ve Avusturya'da halk tiyatrosunun cana yakın, tulûat şakaları ile halkı güldüren, boğazına aşırı düşkün komiği- Benzer komik tipler: Harlekin ve İngiliz halk komedyalarında Pickelhering.

Teknik terim anlamı:

On altmcı yüzyılda güney Almanya ve Avusturya'da halk tiyatrosunun sevimli, doğaçtan yaptığı şakalarla halkı güldüren boğazına aşırı düşkün komik tipi.

Hanswurst kısaca anlamı, tanımı

Hans : Biçilmemiş ot

Hanswurst oyunu : Alman dilindeki doğaçlama halk tiyatrolarının hazırcevap, obur komiğinin kahramanlığını yaptığı güldürü. On dokuzuncu yüzyılda, Avusturya'da Raimund ve daha sonra da Nestroy ile yazınsal biçimini bulmuştur. Alman karnaval, italyan Commedia dell'Arte ve İngiliz gezici tiyatro oyunlarından oluşup gelişen tulûat farsları. Bu farsların ekseni hazırcevap, hareketli ve obur bir komiktir. XIX. yüzyılda, Avusturya'da Raimund ve Nestroy ile yüksek edebi biçimini almıştır.

Halk tiyatrosu : Geniş halk yığınlarına yönelen hem öğretici hem eğlendirici tiyatro. Kökeni tarihin derinliklerine dayanan, yaratıcısı, oyuncusu ve seyircisi halk olan geleneksel tiyatro türü. bk. büyü. Halk çoğunluğuna yönelen, yan öğretici, yarı eğlendirici tiyatro türü. Örn. Reşat Nuri Gültekin'in "Hülleci" si.

 

Cana yakın : Sevimli.

Güldüren : Mutlu eden, sevindiren. Kütahya kenti, Hisarcık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Doğaçtan : Doğaçlama.

Tiyatro : Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup. Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü.

Sevimli : Hoşa gitme özelliği olan, hoşa giden, cana yakın, şirin, sempatik.

Komedya : Komedi.

İngiliz : İngiltere halkından olan kimse.

Düşkün : Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

Tuluat : Doğaçlama.

Yüzyıl : Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

Güldür : Küçük yayık (çocuklar için). Maşrapa, su bardağı.

İngili : Ağaç tepesi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Harlek : Ses çıkararak nefes alan kişi. Paralel: Bu tavan harlek direklenmiş. Koşut, paralel: Bu tavan harlek direklenmiş. Bakışımlı, simetrik.

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

 

İngil : Küçük baş hayvanlara takılan ip ya da kayış tasma: Köpek boğazındaki ingili kırmış. Çocuk başlığı ya da şapkanın çene altından geçen bağcığı. İplik. Kibir: Fatma nine çok ingillidir. Kuşku. Çok zayıf insan ya da hayvan. Sümük. Koyun ve kuzunun boynuna geçirilen tasma.

Halkı : Araba tekerinin ortasındaki demir halka. (Ortayazı Senirkent Isparta; Gölbaşı Çankaya Ankara; Eskil Aksaray Niğde). [Bakınız: holta].

Diğer dillerde Hansoyu anlamı nedir?

İngilizce'de Hansoyu ne demek ? : dynasty