Havayı nedir, Havayı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kabadayı, dikbaşlı.
Uçurtma.
Bir çeşit tahıl ölçeği.
Havayı ile ilgili Cümleler
- Bu havayı seviyorum.
- Biz havayı kontrol edemeyiz.
- İnsanlar ilk kez oldukça çekici biriyle karşılaştığında genellikleri havayı yumuşatmayı zor bulurlar.
- Şirket kurulalı beri Nihat kadar ticarethanenin havasını bozan bir memur gelmemişti.
- Bu havayı sevmiyorum.
- Ev bitkileri havayı temizlemeye yardım eder.
- Fabrikalardan gelen gazlar havayı kirletir.
- Tozlu havayı solumamak için maske takıyorduk.
- Gözlerinizle havayı göremezsiniz
- Gözlerinle havayı göremezsin.
- Havayı gözlerinle göremezsin.
- Kayak giysileri soğuk havayı dışarıda tutar.
- Havayı tahmin etme hakkında bir şey biliyor musun?
- Havayı bitirmeden önce ne kadar süre burada yaşayabiliriz?
Havayı ile ilgili Atasözü veya Deyim
havayı bozmak : bir topluluğun keyfini kaçırmak.
havayı koklamak : bir yere göz atmak gelişmeleri veya ortamı anlamaya çalışmak.
kurt dumanlı havayı sever : kötü niyetli kimselerin ortalıktaki karışıklıklardan yararlandıklarını anlatan bir söz.
Havayı kısaca anlamı, tanımı
Havay : Tahıl ölçeği. Bir tenekelik tahıl ölçeği
Hava : Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.
Dikbaşlı : İnatçı, bildiğinden dönmeyen, büyüklerinin sözünü dinlemeyen, boyun eğmeyen (kimse), dikkafalı. Kurumlu (II).
Kabadayı : Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse. Bir şeyin en iyisi, başta geleni. Yürekli.
Uçurtma : Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.
Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
Uçur : Vakit, an. Fırsat. Mevsim.
Tahı : Kez. Takı, düğün ve nişan hediyesi.
Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Diğer dillerde Havasız yaşar anlamı nedir?
İngilizce'de Havasız yaşar ne demek ? : anaerobe

Bu kısımda Havayı nedir? Havayı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Havayı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Havayı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.