Have a go türkçesi Have a go nedir

  • Denemek.
  • (bir şeye ya da bir şey yapmaya) teşebbüs etmek.
  • Girişimde bulunmak.

Have a go ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary don't have a good relationship.
Turkish: Ali ve Mary'nin iyi bir ilişkisi yoktur.

English: "I can't start the engine." - "Let me have a go."
Turkish: "Motoru çalıştıramıyorum." -"Benim denememe izin ver."

English: Ali doesn't know how to have a good time.
Turkish: Ali eğlenmeyi bilmiyor.

English: Ali didn't have a good time at the party.
Turkish: Ali partide iyi bir zaman geçirmedi.

English: Let's have a go at it.
Turkish: Onu bir deneyelim.

Have a go ingilizcede ne demek, Have a go nerede nasıl kullanılır?

Have : Göz yummak. Yapmak. Olmak. Malik olmak. Bulunmak. Almak. Buyurmak. Etmek. Sahip olmak. Elde etmek.

A : (herhangi) bir. Pek iyi. La (müzik terimi). İngiliz alfabesinin birinci harfi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Atom ağırlığı. En yüksek not. Belirli bir tür veya nitelikteki. Bir. Herhangi bir.

Go : İlerlemek. Koyulmak. Götürmek. Ölmek. Girişim. Yok olmak. Geçmek. Enerji. Erişmek. Uymak.

Have a go at : Denemek.

Have a good character : İyi bir ismi olmak.

Have a good mind to : İstemek. -esi gelmek. - aklına koymak. Ciddi bir şekilde düşünmek. Niyetlenmek. -eceği gelmek. Aklına bir şey gelmek.

 

Have a good grasp of : İyice vakıf olmak. -i iyi kavramak.

Have a good long talk : Uzun uzun konuşmak.

Have a good time : İyi eğlenceler. İyi vakit geçirmek. Hoşça vakit geçirmek. Gününü güzel geçirmek. Sefa sürmek. Eğlenmek. Gülüp oynamak. İyi zaman geçirmek. Safa sürmek.

Have a good temper : İyi huylu olmak.

İngilizce Have a go Türkçe anlamı, Have a go eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a go ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Essaying : Kalkışmak. Kalkışma. Tecrübe etme. Deneme. Teşebbüs etme.

Chanced : Şans. Fırsat. Riske girmek. Göze almak. Tesadüfen olmak. Şans eseri olmak. İhtimal. Olanak.

Attempt : Çalışmak. Yeltenmek. Kalkışmak. Girişmek. Girişim. Kalkmak. Teşebbüs etmek. Deneme. Teşebbüs.

Assays : Ayarını belirlemek. Kalkışmak. Ölçümler. Değerli maden içermek. Ayarlamak.

Endeavor : Uğraşmak. Çaba göstermek. Endeavour uzay mekiği. Yapmaya çalışmak. Çaba harcamak. Gayret etmek. Uğraş göstermek. Çabalamak. Bkz.endeavour. Wisconsin'de bir köy (abd).

Chancing : Göze almak. Riske girmek. Şans. Fırsat. Şans eseri olmak. İhtimal. Olanak. Tesadüfen olmak.

Endeavour : Yapmaya çalışmak. Çalışmak. Çaba göstermek. Çaba harcamak. Gayret etmek. Uğraş göstermek. Çabalamak. Uğraşmak. Emek harcamak.

Take step : Tedbir almak. Önlem almak.

Give a try : Uğraşmak. Çabalamak.

Attempts : Yeltenmek. Kalkışmak. Teşebbüs etmek.

Have a go synonyms : essayed, assay, endeavours, assayed, essay, have a shot at, experiences, experience, chance.