Have it in for türkçesi Have it in for nedir

  • Zıt gitmek.
  • Kaba davranmak.
  • Kıl olmak.
  • Canını yakmak.
  • İsteyerek zarar vermek.
  • Bile bile zarar vermek istemek.
  • Kasıtlı olarak kaba davranmak.
  • Birine kin beslemek.

Have it in for ile ilgili cümleler

English: Tom seems to have it in for me.
Turkish: Tom'un benim için torpili var gibi görünüyor.

Have it in for ingilizcede ne demek, Have it in for nerede nasıl kullanılır?

Have : Dolandırmak. -si olmak. Sahip olmak. Kabul etmek. Elde etmek. Buyurmak. Yaptırmak. Etmek. Göz yummak. Zorunda olmak.

It : Ebe (oyunlarda). Şahsiyet. Cazibe. Ebe (oyunda). İlişki. Ona. İtalyan. O. Cinsel ilişki. Onu.

In : İçeri. Olarak. İktidardaki. Dahili. Tutulan. Mevsimi gelmiş. Da. İçine. İçeri doğru yönelen. Gelmiş olan.

For : -dır. Şerefine. Çünkü. -e uygun. Karşılığında. Diye. -e göre. -dir. Dair. Bir takımyıldızın adı.

Have it in for someone : Diş bilemek.

Have it both ways : Her iki durumdan da yararlanmak. Her iki olanağı elinde tuttu. Dilediği her şeye sahip oldu. Birbirine zıt iki şeyi aynı anda istemek.

Have it away with : İle düşüp kalkmak.

Have it coming : Müstahak olmak. Hak etmek.

Have it in one : Beceriye sahip olmak. Yeteneği olmak. Gerekli cesareti olmak.

İngilizce Have it in for Türkçe anlamı, Have it in for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have it in for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Stings : Sokmak. Isırmak. Sızlamak. Acı çekmek. Tahrik etmek. Acımak. Acıtmak. Kışkırtmak. Acı olmak.

Get pissed off : Uyuz olmak. (birisine) ayar olmak. Siniri bozulmak. Bıkmak. Sinirleri bozulmak. Sinirlenmek. Kafası atmak.

Persecuting : Rahat bırakmamak. Zulüm etmek. Rahat vermemek. Zulüm yapmak. Eziyet etmek. Gadretmek. İşkence etmek. Acı çektirmek. Sıkıntı vermek.

Trample upon : Hor görmek. Saygısız davranmak. Saygısızlık etmek.

Hurts : Ağrımak. İncinmek. İncitmek. Acımak. Yaralamak. Rencide etmek. Zarar vermek. Zarar görmek. Kırmak.

Snap at somebody : Kırıcı konuşmak.

Hurting : Zarar görmek. İncitici. Yaralama. Kalbini kırmak. Küstürmek. Rencide etmek. Ağrımak. İncitmek. Yaralı.

Scarify : Deriyi kazımak. Acımasızca eleştirmek. Kazımak. Derisini soymak. Toprağı sürmek. İncitmek.

Ride roughshod over : Saygısızca davranmış. Hor kullanmak. Saygı göstermeyen tarzda davranmış. Saygısızca davranmak. Küçük düşürülmüş. Saygısızlık yapılmış. Küçük düşürmüş. Hor görmek. Aman vermemek.

Give somebody gyp : Cezalandırmak.

Have it in for synonyms : run counter to, persecute, stang, knock around, maul, treat rough, scarified, scarifying, scarifies, paining, sting, draw blood, pain, trample over, be rude, persecutes, trample on, handle without gloves, knock about.