Have the pouts türkçesi Have the pouts nedir

Have the pouts ingilizcede ne demek, Have the pouts nerede nasıl kullanılır?

Have : -si olmak. Elinde bulunmak. Almak. Dolandırmak. Zorunda olmak. Etmek. Bulunmak. Elde etmek. Malik olmak. Aldatmak.

The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Pouts : Surat asma. Mezgit türünden bir balık. Kafasını şişiren balık. Somurtma. Dudak bükme.

Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.

Have the advantage of somebody : Daha iyi tanımak. Avantajlı olmak. Hakkında daha çok şey bilmek.

Have the edge on somebody : Üstün olmak.

Have the best of it : Üstün olmak. Galip gelmek.

Have the collywobbles : Midesi ağrımak. Karnı ağrımak.

Have the drop on : Üstün gelmek. Geride bırakmak.

Have the advantage over someone : Üstün pozisyonda olmak. Başkasına göre avantajlı durumda olmak. Galip gelmek.

İngilizce Have the pouts Türkçe anlamı, Have the pouts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have the pouts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go to pieces : Morali bozulmak. Bölünmek. Kırılmak. Bozulmak. Dağılmak. Fenalıklar geçirmeye veya o zamana kadar gizli tuttuğu her şeyi ifşa etmeye başlamak. Dökülmek. Parçalanmak. Yıkılmak.

 

Make face : Surat etmek.

Make a face : Suratını buruşturmak. Yüzünü gözünü buruşturmak. Yüzünü buruşturmak. Surat yapmak. Surat etmek. Suratını ekşitmek. Memnuniyetsizlik göstermek. Dudak bükmek.

Lours : Somurtma. Kaş çalmak. Surat asma. Karartmak. Kararmak.

Huff : Darılmak. Dargınlık. Küstürmek. Kızmak. Bir kimseye kızmak. Kızdırmak. Burnundan solumak. Dayılanmak. Kabadayılık etmek.

Be in the sulks : Küsmek. Surat etmek.

Feel offended : Zoruna gitmek. Hatırı kalmak.

Frowns : Alın çatmak. Kaşını çatmak. Hoşnutsuzluk belirten bakış. Sinir olma. Kaş çatma. Kaş çatmak. Hoşgörmemek. Kaşlarını çatmak.

Frouncing : Kırışıklar oluşturmak. Kaşlarını çatmak. Sinirli bir şekilde bakmak. Kıvrımlarla büzgü yapmak veya süslemek (elbise gibi). Hoşnutsuzluk veya öfke nedeniyle kaşlarını çatmak.

Making faces : Surat asma. Surat etme. Surat etmek.

Have the pouts synonyms : frounce, huffing, make faces, chagrining, chafes, chafe, be hurt, be offended, lower, chafed, chagrin, frown, huffs, be piqued at, lour, lowers, go sour, huffed, lowered, chagrins, frowned, made faces.