Have the drop on türkçesi Have the drop on nedir

  • Üstün gelmek.
  • Geride bırakmak.

Have the drop on ingilizcede ne demek, Have the drop on nerede nasıl kullanılır?

Have : Etmek. Yapmak. Yaptırmak. -si olmak. Dolandırmak. Kabul etmek. Göz yummak. Sahip olmak. Elde etmek. Elinde bulunmak.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Drop : Çıkarmak. Damlatmak. Kesilmek. Kesmek. Düşme. Damlamak. Görüşmemek. Dirsek çevirmek. Bırakmak. Söyleyememek (harf).

On : Hazır. Olmakta olan. Civarında. Açık. Çakırkeyif. De. Giyilmiş. İle. Makbul. Esnasında.

Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.

Have the best of it : Galip gelmek. Üstün olmak.

Have the advantage over someone : Galip gelmek. Üstün pozisyonda olmak. Başkasına göre avantajlı durumda olmak.

Have the advantage of somebody : Daha iyi tanımak. Avantajlı olmak. Hakkında daha çok şey bilmek.

Have the blues : Hüzünlü olmak. Efkar basmak. Kederli olmak.

İngilizce Have the drop on Türkçe anlamı, Have the drop on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have the drop on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Circumvented : Tekerine çomak sokmak. Savmak. Yana kaçmak. Açığını yakalamak. Kurtulmak. Çevresini sarmak. Yan çizmek. Yenmek. Bozmak.

Outpaces : Geçmek. Daha çabuk gitmek.

Blow away : Sürüklemek. Tarumar etmek. Birisini etkilemek. Birini saşırtmak. Öldürmek. Birini silahla öldurmek. Uçurmak. Üstesinden gelmek. Kuvvetle soluk vermek.

Circumvent : Alt etmek. Engellemek. Tekerine çomak sokmak. Atlatmak. -den kaçmak. Önlemek. Kaçınmak. Tuzağa düşürmek. Yenmek.

Gain the upper hand : Kazanmak. Avantaj birinde olmak. Avantaj sağlamak. Üstesinden gelmek. Büyük avantaj sağlamak. Avantaj birine geçmek.

Circumvents : Bozmak. Yenmek. Önlemek. Yan çizmek. Engellemek. Savmak. Kurtulmak. Açığını yakalamak. Yana kaçmak. Tuzağa düşürmek.

Outstripping : Daha ileri gitmek. Geçmek. (yarışta) geçmek. Üstün çıkmak. Geçmek (yarışta). -den üstün çıkmak.

Get the better of : Hakkından gelmek. Üstün çıkmak. Sırtını yere getirmek. -den kazançlı çıkmak. Alt etmek. Üstesinden gelmek. Yenmek. Üstün olmak. Galip gelmek.

Outpaced : Daha çabuk gitmek. Geçmek.

Carry the day : Tam başarı sağlamak. Galip gelmek. (yarışma) başarılı olmak. Yenmek. Kazanmak.

Have the drop on synonyms : outbalances, outstrip, outstripped, outdistance, gain the edge on, outbalance, distance, outpace, outdistances, outdistancing, outbalanced, circumventing, have the upper hand, gain an advantage, outbalancing, outdistanced, come out on top, distancing, outpacing, leave behind.