Head for türkçesi Head for nedir

  • Koyulmak.
  • -in istikametini tutmak.
  • -e doğru yol almak.
  • Yönelmek.
  • Yolunu tutmak.
  • Bir yere doğru ilerlemek.
  • -e doğru yönelmek.
  • -e doğru gitmek.
  • -e gitmek.
  • Gitmek.

Head for ile ilgili cümleler

English: Let's head for that tall tree.
Turkish: Hadi şu uzun ağaca doğru gidelim.

English: In the fall, many birds head for the south.
Turkish: Sonbaharda birçok kuş güneye göç eder.

English: Tom has a good head for numbers.
Turkish: Tom'un kafası sayılara iyi çalışıyor.

English: What are you shaking your head for?
Turkish: Neden onaylamıyorsun?

Head for ingilizcede ne demek, Head for nerede nasıl kullanılır?

Head : Başlık. Baştaki. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Olgunlaşmak. Başında olmak. Gövde. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Baş.

For : Karşılığında. Adına. Çünkü. İçin. -den dolayı. Dolayı. Nedeniyle. Yerine. -dır.

Head foreman : Ustabaşı. Tüm çalışanlardan sorumlu olan kişi (fabrika, şantiye, vb.).

 

Has a good head for : - zekası olan. - kabiliyeti olan. Doğal yeteneğe sahip. - yeteneği olan.

Head ache : Baş ağrısı.

Head amp : Kafa amfi. Sadece yükselteçlerden oluşan ve çıkış sinyalinin sese dönüşebilmesi için hoparlöre ihtiyaç duyan cihaz. Kafa.

İngilizce Head for Türkçe anlamı, Head for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Head for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Faces : Yüzünü dönmek. Kaplamak. Astarlamak. Göze almak. Dönmek. Katlanmak. Yüzleşmek. Karşı olmak. Yüz yüze gelmek. Karşı koymak.

Address oneself to : Kafasına takmak. Kafasını takmak. Kendini adamak. Girişmek.

Began : Meydana gelmek. Girişmek. Doğmak. Önayak olmak. Başlatmak. Başlamak.

Fronted : Yol göstermek. Bakmak. Cephesini düzenlemek. Karşı olmak. Önderlik etmek. Dönmek.

Attacks : Girişmek. Yakalanmak. Tecavüz etmek. Hamle yapmak. Saldırmak. Aşındırmak. Taarruz etmek. Çatmak. Dil uzatmak.

Get the show on the road : Bir şeye başlamak veya bir şeyi başlatmak. İşleri başlatmak. İşe koyulmak. (argo terim) başlamak. Başlatmak.

Steer for : Rotayı izlemek (belirli bir yere giden). Gitmek (belirli bir yere doğru).

Bear : (birine bir duygu) beslemek. Gütmek (kin). Aklında olmak. Dişini sıkmak. Spekülatör. Dönmek. Götürmek. Ayı. Katlanmak. Vermek.

Begins : Başlamak. Doğmak. Girişmek. Meydana gelmek. Önayak olmak. Başlatmak.

Be off : Olmamak. Yanılmak. Deli olmak. Yola çıkmak. Yakışıksız olmak (davranış). Kapalı olmak (elektrik veya ışık). Defolmak. Ayrılmak. İşe gitmemek.

Head for synonyms : darken, step over, take the road, disembarked, approach, face, attacked, answer, be suitable, be placed, make tracks for, bugger off, begun, slants, approaches, begin, attack, departs, approached, fronting, slant, keep, begin singing, lead to, depart, be damaged, bends, lean to, bears, darkens, front, betake oneself to, be sold.