Headlamp türkçesi Headlamp nedir

  • Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç.
  • Ön far.
  • Silyon feneri.
  • Pupa feneri.
  • Araba farı.
  • Baş lambası.
  • Farlar.
  • Önışıtaç.
  • Far.
  • Kafa lambası.
  • Kafa feneri.
  • Baş feneri.

Headlamp ingilizcede ne demek, Headlamp nerede nasıl kullanılır?

Broad beam headlamp : Geniş huzmeli far. Geniş hüzmeli far.

High beam headlamp : Uzun huzmeli far.

Landing headlamp : İniş farı.

Sealed beam headlamp : İçine pislik girmesini önlemek için sızdırmaz biçimde yapılmış ışıtaç. Kapalı ışıtaç.

Headlamps : Memeler. Pupa feneri. Ön far. Far. Göğüsler. Farlar.

Headlessness : Baş yokluğu. Asefali. Şefsizlik. Başsızlık. Kafasızlık. Akılsızlık. Başkansızlık.

Headless screw : Yarım dişli cıvata. Başsız vida.

Headlight : Önışıtaç. Pupa feneri. Ön lamba. Projektör. Araba farı. Ön ışıtaç. Ön far. Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç. Sonuçlanmak. Far.

Headline : Manşette vermek. Serlevha. Bir yapıtın adı; bazı oyunlarda, özellikle anlatımcı tiyatroda, oynanan tablonun konusunu sahne üzerine iri harflerle ya da projeksiyonla yansıyan yazı. Haber başlığı. Başlık. Sıralanmak. Afişteki isim. Özet haber. Başlık koymak. Gazete manşeti.

Headless : Akılsız. Komutansız. Kafasız. Başsız. Başkansız.

 

İngilizce Headlamp Türkçe anlamı, Headlamp eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Headlamp ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lamps : Lamba. Ampul. Lambalar. Aydınlatma. Fener. Işık.

Electrical system : Elektrik devresi. Elektrik sistemi. Elektrik düzeni. Elektrik tertibatı.

Head lamp : Kapak lambası. Önlamba. Baş ışıtacı.

Eyeshadow : Göz farı.

Heathenism : Putperestlik. Vahşilik. Barbarlık. Dinsizlik.

Light : Açık (renk). Bir görünçlüğün aydınlatılması için yönetmenin ışıkçılara verdiği komut. Konmak. Neşelendirmek. Görme organına bağlı ya da görme organı aracılığı ile olan bütün duyulanma ve algıların vergisi. görme organını uyarabilen ışınım. Soba yakmak. Işımak. İnmek. Denk gelmek. Nur.

Headlamps : Memeler. Göğüsler.

Knocker : Eleştiren kimse. Batakçı. Dövücü. Ampul. Çıngırak. Çan. Kapı tokmağı. Kapı kapı dolaşan satıcı.

Light source : Işık salan cisim. aydınlatmada kullanılan araç, aydınlatma aracı. Uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık salan cisim ya da yer (güneş, yıldızlar, bulutsular vb.). Işık kaynağı.

Fresnel lens : Dışa doğru genişleyen, birbirine koşut, yuvarlak yivleri olan ve yumuşak ışık veren mercek. bu merceği bulan fransız fizikçisi augustin jean fresnel (1788-1827) dir. Yivli mercek. Fresnel merceği.

Headlamp synonyms : tubercular, frontlighting, headlights, eye shadow, front headlight, foglamp, spotlight, headlight, lamp, stern light.